Monthly Archive for "Ağustos 2006"



Günün Yazısı & İslam Suat Öztürk on 31 Ağustos 2006

“Bugün İstanbul Yok”

Yoğun olduğum zamanlarda, kabaca göz gezdirdiğim bazı yazıları bir kenara atar, daha sonra tekrar o yazıya dönerim.

Ahmet Altan’ın 27 Ağustos’ta Hürriyet’te yayınlanan yazısı da bunlardan birisi. Saklayacak değilim; Ahmet Altan’dan birçok nedenden dolayı hoşlanmam. Ama bu, köşe yazılarını ve kitaplarını okumama engel değil elbet.

Hoş bir üslubu var Ahmet Altan’ın. “İsyan Günlerinde Aşk” da beğendiğim iki-üç kitabından biridir. Kimbilir; belki de bu beğenimin ardında, 31 Mart olayının perde arkasını olanca gerçekliğiyle tasvir etmeye çalışması yatıyor. Continue Reading »

Popularity: 23% [?]

Güncel Suat Öztürk on 30 Ağustos 2006

30 Ağustos ve Bir İç Burukluğu…

Bugün 30 Ağustos. Büyük zaferin yıldönümündeyiz.

Fakat biz bu zaferi anlayabiliyor muyuz?  Mustafa Akyol, Taha Akyol’dan bir alıntı yaptığı yazısının girişinde şunları yazmış:

Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı. Ülkemizi işgal eden Yunan ordularına karşı kazandığımız büyük zaferin yıldönümü. Bunu kutlamak, hepimizin hakkı. Ancak kutlarken anlamak, hem de doğrusuyla anlamak gerek. Çünkü 30 Ağustos’u da Kurtuluş Savaşı’nı da yanlış anlamamıza neden olan ideolojik bir filtre var Türkiye’de.

Akyol daha sonra Taha Akyol’un bugünkü yazısından  bilgiler aktarıyor. Bu bilgiler  resmi tarih oluşturulma sürecinde  ideolojik filtrenin  nasıl işlediğini gösteriyor: Continue Reading »

Popularity: 3% [?]

Toplum & İslam Suat Öztürk on 28 Ağustos 2006

Bir Değerlendirme Denemesi

Editorya’da Hande hanım’ın aktardığı şu yazıyı okumuştum iki gün önce:

“İçtimai Hayat”

“On dört sene müddet Trabzon’da İngiltere konsolosu olan mister Longvurd bir gün; ‘Siz Türkler, ferden ferda iyi adamlarsınız, fakat heyet-i ictimaiyeniz çok fenadır. Biz Frenkler, ayrı ayrı pek fena adamlarız, fakat heyet-i umumiyemiz çok iyidir.’ demişti ki bu sözler terbiye-i içtimaiyemizin pek eksik ve çok geri olduğunu anlatır.”*

*Hüseyin Kazım Kadri, Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Hatıralarım, İletişim Yayınları, İstanbul 1991.

Yazıyı okuyunca altına şöyle bir yorum ekledim:

Doğru söze ne denir?

Bu ülke Adnan Menderes’in mitinglerinde çocuğunu ona kurban etmeye kalkacak kadar çılgınlar gördü.

Ama milyonların desteklediği, gönüllere taht kuran bu lider, ipe giderken -halk çoğunluğunun içten içe isyanına rağmen- cılız da olsa bir örgütlü ses çıkmadı.

Bunun nedenlerini çok düşünürüm. Sadece “İtaat ahlakı”, “devlet baba” anlayışı bunu açıklayabilir mi? Ya da Evren’in bile ihtilal sonrası diline pelesenk ettiği “Ulul emre itaat” ayeti? (Emir sahibinin meşruiyeti ile anlam kazanacak bu ayeti bu şekilde kullanmak rivayet istismarcılığı değil de nedir? Bu da ayrı bir garabet.)

Bu durumumuzun başka bir sebebi olmalı.. Feodalite, burjuva? Sınıf çatışmaları? Ya da bilimum marksist tezler?

Bir sosyolog bunu açıklasın lütfen.. :-)

Bu yorumum üzerine Hande hanım “Suat Bey’e Mektup” başlığı ile bir yazı kaleme almış. Herşeyden önce Hande Hanım’a gösterdiği nezaket ve bu derinlikli cevap için teşekkür ediyorum.

Ben, Hande hanım’ın yazısı üzerinden kendi genel değerlendirmemi yapmak istiyorum. Bu bir cevaptan ziyade başlıkta da belirtiğim gibi “bir değerlendirme denemesi” olacak. Continue Reading »

Popularity: 6% [?]

Günün Yazısı & Düşünce Suat Öztürk on 26 Ağustos 2006

‘Laisizm’ ve ‘Laiklik’

Zaman gazetesinde, Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk’un “Laisizm ve laiklik kıskacında Türkiye” başlığıyla iki yazısı yayınlandı. Kavramlara verilen anlamlar bakımından çok önem atfeden bu yazıların mutlaka okunması ve üzerine düşünülmesi gerekiyor; özellikle de laikliği ‘laisizm’ zanneden ‘laikçi’lerimiz tarafından.

Sami Selçuk, bildiğiniz gibi, Yargıtay Başkanı iken 1999-2000 Adli Yılı açılışında yaptığı meşhur konuşmayla gündeme oturmuş, demokrasiye ve özgürlüğe yaptığı vurgularla dikkat çekmişti.

Sami Selçuk, 3 Kasım seçimlerinde ANAP’tan milletvekili adayı olmuş ama ANAP’ın barajı aşamaması nedeniyle meclise girememişti. Demokrat ve özgürlükçü kişiliği nedeniyle Ali Bulaç ve Abdurrahman Dilipak gibi muhafazakar yazarlar tarafından da AK Parti’ye ‘Cumhurbaşkanı adayı’ olarak açıkça tavsiye ediliyor.

Yazılardan alıntı yapıp yorumlamak değil amacım. Her iki yazının tamamı bilgi içeriyor ve üzerine bolca konuşulan kavramları yerli yerine oturtuyor. Bu açıdan; aşağıda linklerini verdiğim yazıları, üzerine yorum yapmaktan ziyade bu konuda meseleye nokta koyucu bir kaynak niteliğinde görüyorum:

‘Laisizm’ ve ‘laiklik’ kıskacında Türkiye (1)

‘Laisizm’ ve ‘laiklik’ kıskacında Türkiye (2)

EKLENTİ: Serinin üçüncü yazısı da bugün yayınlandı.Linki şudur:

‘Laisizm’ ve ‘laiklik’ kıskacında Türkiye (3)

Not: Laiklik konusunda Derin Sular’ ın yayınladığı çok iyi bir yazı dizisi var. Bu yazı dizisini de herkese tavsiye ederim.

Popularity: 6% [?]

Kitap-Dergi & İslam Suat Öztürk on 24 Ağustos 2006

Hayy Bin Yakzan(*)

“Hayy Bin Yakzan” İbn-i Tufeyl’ in felsefi romanının adı. 1106 yılında Gırnata’da doğan İbn-i Tufeyl İslam düşünce tarihinde İşraki bir filozof olarak kabul edilir. “Uyanık’ın oğlu Diri” anlamına gelen “Hayy bin Yakzan” ıssız bir adada tek başına büyüyen Hayy’ ın kendi kişisel tecrübeleriyle Hakikat’i arama çabasının kelimelere dökülmüş halidir. Hayy, tabiatla baş başa, tüm dış etkilerden her türlü insani ve İlahi öğretiden uzak biçimde çevresine bakarak, Hakikat’in bilgisini ve varlığın sırrını keşfeder. İbn-i Tufeyl bu eseri yazmasına sebep olarak “İslam felsefesi önderlerinden İbn-i Sina’ nın Hikmeti Meşriki adlı eserinde dile getirdiği bazı sırların açıklanmasının kendisinden istenmesini” gösterir ve şöyle der :

İstediğin bilgileri Hayy bin Yakzan adını verdiğim bir hikaye aracılığı ile iletmeye çalışacağım. İbn-i Sina’nın insanları yola getirmek için isteklendiren, özendiren, akıl ve zeka sahiplerine ibret veren Hayy bin Yakzan ile Salaman ve Absal adlı mesellerinden ilham alarak kurduğum bu hikayeyi iyi izlersen Yakzan oğlu Hayy ile birlikte istediğin gerçeklere ulaşabilirsin. Continue Reading »

Popularity: 10% [?]

Güncel Suat Öztürk on 21 Ağustos 2006

Yahudi Teolojisi Masum mu?

Belki okuyanlarınız olmuştur. Ali Bulaç 5 Ağustos tarihli  “Ahlaki ve Hukuki zaafiyet” başlıklı yazısında şunları söylemişti:

Medyada yer alan haberlere göre, Batı Şeria’da bulunan İsrail Hahamlar Şûrası, “Tevrat’ın savaş sırasında kadınların ve çocukların öldürülebileceği”ni söylediğini iddia ederek İsrail ordusundan Filistin ve Lübnan’da sivillere yönelik saldırılarını artırmasını istedi. Haber, İylaf Haber sitesine dayanılarak verilmiş, konuyla ilgili yazılı fetvanın İsrail’de yayın yapan yedi televizyon kanalından da yayınlandığı belirtiliyor. Hahamlar Şûrası’nın söz konusu fetvasında “Tevrat, savaş sırasında kadınların ve çocukların öldürülmesini caiz görmektedir, Gazze’de ve Lübnan’da kadınlara ve çocuklara acıyanlar, İsrail’deki kadınlara ve çocuklara vahşi bir gözle bakıyor demektir.” ifadesine yer veriliyor. Ben açıkça bu habere hâlâ kuşku ile bakıyorum ve eğer Musevi cemaatinden bu yönde bilgilendirici veya tashih edici bir açıklama gelirse çok memnun olacağımı belirtmek istiyorum. Çünkü nasıl İslamiyet’e bir iftira atıldığı veya haksızlık yapıldığı zaman üzülüyorsam, aynı şekilde samimi bir Yahudi’nin de dinine iftira atıldığı veya dinî bir hüküm yanlış anlatıldığı zaman üzüleceğini biliyorum. Bana yapılmasını istemediğim bir şey başkasına da yapılsın istemem. Continue Reading »

Popularity: 3% [?]

Güncel Suat Öztürk on 21 Ağustos 2006

“Sorun İsrail Devleti”

“Ortadoğu’da savaş” gündemiyle geçen son iki aya; geriye dönüp bakınca ne görüyoruz?

Bir ayrışma var kamuoyunda. Bir taraf ve aslında ezici bir çoğunluk, tüm kalbiyle bu katliama karşı çıktı ve lanet etti. Fakat bazıları bu savaşı İsrail’in meşru savunma hakkı olarak gördü, bazıları daha da ileri gidip asıl bebek katillerinin Hizbullah olduğu belirtti. Bazıları da katliam alkışçılığı yaptı. İsrail adına -başarısızlığı için- üzülenler bile oldu.  Yine bazıları reelpolitik gereği İsrail saldırılarının  PKK ile mücadele lehine Türkiye’ye avantaj sağlayacağına dair yorumlar yaptı. İsrail katliamlarına karşı sesini yükseltenleri, bebeklerin cesetlerini görünce içten birer feryat ile zulme lanet edenleri “gerçekçi olmamak”la ve hatta timsah gözyaşı dökmekle ile suçlayanlar  oldu.  Ayrıca “Yahu bize ne, onlar zamanında bize ihanet etti; oh olsun” diyenlerde vardı.

Bir de şunu belirteyim; kendim Liberal düşünceye yakın olmama rağmen Liberaller’in bu savaşta sessiz kalmaları karşısında şaşkına düştüm. “Taammüden sessizlik” vardı Liberal kanatta. Bunun izahını bir türlü yapamıyorum. Continue Reading »

Popularity: 3% [?]

Düşünce & Bilim & İslam Suat Öztürk on 19 Ağustos 2006

Yeni Olan Ne?

Takip ettiğim blogları okurken, Hande Hanım’ın blogunda çok güzel bir yazı ile karşılaştım. Guardian’dan Madeleine Bunting’in 19 Temmuz 2006 tarihli yazısından, okurken altını çizdiği satırları çevirip bloguna almış Hande Hanım. “İmanın ve Aklın Global Kaynakları” başlıklı bu yazı okunmaya değer.

Madeleine Bunting’un yazısındaki “Kuantum fizikçileri gerçeği anlayışımızı sorguluyor ve Hindular cevap veriyor: Yeni olan ne?” cümlesini okuyunca aklıma benim de kuantumdan söz açılan ortamlarda aynı Hindular gibi “Yeni olan ne? ” sorusunu sorduğum geldi. Kuantum alemine dalınca benim gördüğüm Gazali’nin sistematize ettiği, İslâm’ın “varlık tasavvuru” nun doğrulanmasıdır. Yani “gerçekliğe” dair yeni olanın ne olduğunu sadece Hindular değil biz Müslümanlar da soruyoruz.

Continue Reading »

Popularity: 9% [?]

Günün Yazısı Suat Öztürk on 17 Ağustos 2006

Günün Yazısı (U.Talu-Sabah)

Umur Talu’nun yazılarını sürekli takip ederim. Ve herzaman olmasa da çoğunlukla beğenerek okurum. Aslında “günün” değil “dünün”  yazısı aktaracağım yazı. Fakat bugün devamı niteliğinde bir yazı daha gelmiş Talu’dan.  

Umur Talu bazen öyle bir yazıyor ki “işte budur!” diyorum. 2 Ağustos’ta da ”işte budur” dediğim  ”İsrail etkisi”ni konu ettiği  “Etkiye Tepki” başlıklı çok güzel bir yazı yazmıştı. Talu dün ve bugün  Lübnan’a gönderilecek ”Barış Gücü” konulu  iki yazı yazmış.  İki yazı da mutlaka okunmalı. Özellikle dün yayınlanan  “Oraya asker göndermeyin!”  başlıklı yazısı o kadar güzel ki buraya alıntılamak istedim:

“Oraya kalbinizi gönderin; Aklınızı, fikrinizi, düşüncenizi gönderin ; Sevginizi, endişenizi, selamınızı, muhabbetinizi gönderin; Yüreğinizi gönderin oraya, vicdanınızı gönderin; Ama oraya asker göndermeyin ! Continue Reading »

Popularity: 5% [?]

Güncel Suat Öztürk on 15 Ağustos 2006

“Ateş Lübnan’a Düştü”

35 günlük kâbustan sonra nihayet Lübnan’da ateşkes yürürlüğe girdi. 35 günlük dehşet, arkasında binbeşyüze yakın ölü, altyapısı yıkılmış şehirler ve milyarlarca dolarlık bir zarar bıraktı. Ateşkesin bir tarafını İsrail oluşturduğu ve İsrail’in “sözünde durmama” bakımından birçok sabıkası olduğu için şu aşamada ateşkes üzerine birşeyler söylemek için erken. Yeni Şafak’tan İbrahim Karagül ateşkes için “tuzak” diyor. Yazısında çektiği  fotoğraf çok canımı sıkıyor açıkçası. “İnşaallah Karagül yanılıyordur” demekle yetineyim şimdilik.

Bu ateşkes aslına şunu göstedi: İsrail başlangıçtaki hedefine; yani ”direnişi aşıp, Hizbullah’ı silahsızlandırma ve tasviye etme” hedefine ulaşamadı. Esti, gürledi, orantısız gücü ile masum sivilleri ve yüzlerce çocuğu öldürdü. Öldürdü ama sonuç? Sonuçta 35 gün önceden farklı olarak; yükselen bir öfke, müthiş bir kin ile bilenen mazlum ve çaresiz insanlar ve ölen çocukların ardından yakılan  ağıtlardan başka ne var? Tüm dünyanın bu vahşeti bîçare bir şekilde seyretmesi kaldı akıllarda. BM’nin kuklalığı birkez daha tescillendi.  Dünya kamuoyunda ve Müslüman coğrafyada -çok haklı olarak- İsrail karşıtlığı muazzam bir biçimde arttı. İsrail, masum sivillere, kadınlara ve on günlük bebeklere varıncaya kadar yaptığı katliamlarla, nasıl bir savaş ve ahlak anlayışına sahip olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Continue Reading »

Popularity: 3% [?]

Güncel Suat Öztürk on 12 Ağustos 2006

Komplo mu, Gerçek mi?

Bildiğiniz gibi iki gün önce İngiltere’de bir terör alarmı verildi. Ardından 24 kişinin gözaltına alındığı haberleri geldi. Tüm dünya alarma geçirildi, yeni bir 11 Eylül korkusu kapladı heryeri. Açık söyleyeyim ilk andan itibaren kuşku ile yaklaştım bu “terör” haberine. Hala da öyle yaklaşıyorum. (11 Eylül saldırıları konusunda da dile getirilen birçok  kuşku  var ama bu başka bir yazı konusu.) Bu terör alarmının - bunun için bir kanıtım yok ama - dünyada yükselen İsrail/ABD karşıtlığını dengelemek ve İsrail’in işgalini ve katliamlarını meşrulaştırmak amacıyla planlandığını  düşünüyorum. Şu mesaj verilmek isteniyor sanki: “Bakın müslüman teröristler haince saldırılar planlıyorlar gördüğünüz gibi, biz bunun kökünü kurutmak için Lübnan’dayız. Bize destek olmalısınız.”  Yerseniz gerçekten güzel bir bahane. Zaten Bush mal bulmuş mağribi gibi hemen “İslamcı faşist” tabirini kullandı  bile. Bush’un bu suçlamasına Yusuf Kaplan tokat gibi cevap vermiş; tabii anlayana.. Continue Reading »

Popularity: 3% [?]

Güncel Suat Öztürk on 10 Ağustos 2006

Neresinden Tutalım?..

Günler çok hızlı geçmeye mi başladı yoksa mı bana öyle geliyor? Lübnan’daki bebek ölümleri haberleri bile sıradanlaştı artık. Irak’ta her gün patlayan bombalara ve onlarca cesede çok daha önce alışmıştık zaten.

1. Dün ajanslara düşen, bugün de gazete sayfalarını kaplayan yürek burkan bir fotoğraf vardı. Daha 10 günlük..  Körpecik, incitirim diye sevmeye korkacağımız narin vücudu ile annneciğinin kollarında,  İsrail bombalarının yıktığı ağır betonların altında; cansız, kaskatı kalıvermiş masum yavrucak. Bu nasıl bir vicdan, nasıl bir insanlık?  Kelimeler bunu tarif edemiyor. Elimden de gözyaşı dökmekten ve bu vahşeti yapanları Rabbime havale etmekten başka  birşey gelmiyor.

Hiroşima vahşetinin yıldönümü günlerinde,  “insanlık”  gayya kuyusunun derinliklerine yaptığı yolculuğa tam gaz devam ediyor.

2. Sitemize yorumlarıyla katkıda bulunan Ayşenur Hanım, Hüseyin Hatemi’nin çok güzel bir yazısından haberdar etti bugün beni. Hatemî Hoca yazısında  benim de  daha önce  “Zulüm ve Yahudi Teolojisi” başlıklı bir yazıyla bahsettiğim, Eski Ahit’teki tahrifin, bugünkü siyonist vahşete nasıl yolaçtığını anlatıyor.  Bir alıntı yapayım Hatemi Hocanın yazısından : Continue Reading »

Popularity: 3% [?]

Tarih & Günün Yazısı Suat Öztürk on 10 Ağustos 2006

“En Uzun Beş Gün”

Mütevazi sitemize zaman zaman yorumları ile katkıda bulunan Değerli Akademisyen Dr.Tuncay Yılmazer’in Zaman Gazetesi’nde bir makalesi yayınlandı bugün. Dr.Yılmazer “Anafartalar’dan Conkbayırı’na… En uzun beş gün” başlıklı makalesinde tarihin gördüğü en kanlı savaşlardan biri olan Çanakkale Savaşından, büyük kahramanlıkların yaşandığı 5 günlük nefes kesen bir kesit sunuyor. Mutlaka okumanızı öneririm.

Lakin yazısının son cümlesini okurken bir hüzün kapladı içimi. Son cümlede şöyle yazmış Sayın Yılmazer: Continue Reading »

Popularity: 6% [?]

Güncel Suat Öztürk on 09 Ağustos 2006

“Dört Günlük Kıyamet Savaşı”

Bugün Yeni Şafak’tan İbrahim Karagül’ü okurken tüylerim diken diken oldu. Karagül yazısında “Claude Salhani, 2003 yılında “The American Conservative” dergisinde “Four Day War” (Dört Gün Savaşı) başlıklı hayali bir senaryo yayınladı, ben de 7 Eylül 2004′te “En korkunç senaryo” başlığı ile bu köşeye aldım. Bugün yaşanan sapkınlığın nerelere uzanabileceğine dair biraz durup düşünmek için hatırlatayım” diyerek ”Dört günlük kıyamet savaşı”  senaryosunu tekrar yazmış:

Birinci gün: Çarşamba.

Şafak vakti Negev çölündeki askeri üslerden kalkan İsrail savaş uçakları İran’ın Buşehr’deki nükleer tesislerini yok eder. Saldırı İslam dünyasını sarsar. Milyonlarca insan sokaklara dökülür. Continue Reading »

Popularity: 3% [?]

Günün Yazısı & İslam & Sanat Suat Öztürk on 07 Ağustos 2006

Sanat ve Medeniyet

Bir süre önce Ali Bulaç “Sanatta Çıplaklık” başlığıyla iki yazı yazmıştı. “Sanat” ile -kendi beceriksizliğimden olsa gerek- aram pek iyi olmadığından üzerine konuşma yetisine de sahip değilim. Ali Bulaç’ın yazıları bir sürecin fotoğrafını çekmesi hasebiyle ilgimi çektiği için paylaşmak istiyorum. “Sanatta Çıplaklık -1″ ve “Sanatta Çıplaklık - 2″

Yine “sanat” bağlamında İngiliz asıllı Müslüman Alim T.J.Winter (A.Hakim Murad)‘(*) ın bir makalesinin ilgili bölümünden kısa bir alıntı yapmak istiyorum. “Temel İlke Olarak Sünnet” başlıklı, her satırına katıldığım, çerçevesi oldukça geniş bu nefis makaleyi, uzunluğuna bakmadan mutlaka okuyun derim.

A.Murad makalesinin girişinde İslamî açıdan Çağdaş Batı sanatını değerlendiriyor: Continue Reading »

Popularity: 10% [?]

Next Page »