Güncel Suat Öztürk - 01 Ocak 2007 02:49 pm

Saddam’ın İdamı

Saddam Hüseyin anlamlı bir günde alelacele idam edildi. Şüphesiz burada bir ağır  mesaj var.

İnternet sitelerinde bayram gününde idam görüntüleri dolaşıyor.

Kürşat Bumin’in söylediği gibi “Seyredin” diyorlar sanki, “Bir adamın asılmasına bugüne kadar şahit olamadıysanız, üzülmeyin ve sadece tıklayın!”

Bayram günü bu tatsız konuyu işleyemeye niyetim yok. 

İlkesel olarak ölüm cezasına da karşı değilim. Saddam Hüseyin bir diktatördür ve elbette kasten bîgünahların ölümüne sebep olduğu için ölüm cezasını haketmiştir.

Lakin bu kadar basit değil; olayın  bambaşka boyutları var.

Bunlardan birisi A.Turan Alkan’ın dediği kısmı: Saddam diktatördü; “diktatörlerin kafasındaki hukuk keyfîdir; nitekim Saddam da keyfî bir hukuk uygulamasına uğrayarak idam edildi.”

Buna “Kılıçla yaşayan kılıçla ölür” de denebilir.

Tabi sadece bu kadar da değil.

Asıl önemli boyutunu ise Ortadoğu uzmanı Robert Fisk tek cümleye en güzel şekilde sığdırıyor ve fazla söze hacet bırakmıyor:  “Amerika tarafından yaratılan ve yok edilen diktatör”

Levent Kırca ABD için “Allah’ın Belası Devleti” derken haksız mı sizce?

Popularity: 43% [?]

“Saddam’ın İdamı” icin yapilan 40 yorum var.

  1. 01 Ocak 2007 - 14:56 1.Suat Ö.

    Tarık Ali’nin konu hakkındaki yazısı dikkat çekici:

    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=481100

  2. 01 Ocak 2007 - 20:58 2.insan

    Suat Bey,

    Bayramın ilk günü babaanneme gittim. Akşam televizyonda Saddam’ın idam görüntülerini izlemiş bu yüzden de üzüntüsünden bütün gece uyuyamamış.

    Annemle birbirimize baktık “Ne oluyor?” diye.. Oysa bu yaşlı kadın için bu idam farklı manalar taşıyormuş.

    “Onu Iraklılar assaydı üzülmezdim. Ama bununla bizim devletimize de mesaj veriyorlar” diye açıkladı üzüntüsünü ve devam etti, “Bizde de millet birbirini kırıyor, ama müslüman müslümanı öldürüyor. Bana çok dokundu müslüman zalimin cezasını gavurun kesmesi..”

    Yaş yetmiş küsür.. Okuma yazmayı sonradan öğrendi.. Bence çok şey anlamış..

    Hürmetler, huzur dolu bayramlar..

  3. 01 Ocak 2007 - 21:47 3.Suat Ö.

    Hatice Hanım,

    Babaanneniz bilge insanmış vesselam..

    Rabbim ömrünü sağlıklı ve uzun etsin inş..

    Bayramların “bayram” olduğunu da görmek temennisi ile..

    Hürmetler..

  4. 01 Ocak 2007 - 23:42 4.VolkanS

    Ben saddamın asılmasından rahatsız olanları anlamıyorum (idam cezasına kategorik olarak karşı olanlar istisna), adam cinayetler işledi ve asıldı. Eğer saddamın suçları idamı gerektirmiyorsa ne gerektiriyor?

    Amerika astı ya da ıraklılar astı ne farkeder ki? Adaletin amerikalılar tarafından yerine getirilmesi bizi rahatsız mı ediyor?

    Amerikan aleyhtarlığımızın mantığımızı köreltmesine izin vermeyelim bence.

    Saddamın son yıllarında “Allah, Muhammed” demesini ise tebessümle karşılıyorum sadece.

  5. 01 Ocak 2007 - 23:49 5.Suat Ö.

    Adaletin amerikalılar tarafından yerine getirilmesi bizi rahatsız mı ediyor?

    Sevgili Volkan,

    Ciddi ciddi ABD’lilerin adalet mi getirdiğini düşünüyorsun?

    Peki öyleyse Saddam’ı İran’a saldırtıp 1.5 milyon kişiyi öldürtenleri, Kuveyt işgali öncesi Irak-Kuveyt krizi için “iki ülkenin ilşkileridir biz karışmayız” diyen baba Bush’u ve 2. Irak işgalinden sonra ölen 650.000 kişinin dolaylı katili oğul Bush’u kim asacak?

    Saddam ölümü çoktan haketti, adalet’in yerine gelmesi kimseyi rahatsız etmiyor; oynanan aşağılık oyun rahatsız ediyor..

  6. 01 Ocak 2007 - 23:54 6.VolkanS

    Adaletin yerine getirilmesi derken spesifik olarak bu idamı kastetmiştim. “adaleti yerine getirmek”ten “adalet getirmek”e nasıl geçtiniz onu da anlayamadım.

    Ben amerika’nın saddamı asmakla “doğru” bir iş yaptığını düşünüyorum. Kelimenin en derin anlamıyla “doğru” bir iş.

  7. 02 Ocak 2007 - 00:03 7.Suat Ö.

    Keşke böyle grifit hadiseleri tek bir olaya indirgeyebilsem..

    Bana kalsa Saddam 91′de asılmalıydı. Hani 1. Irak savaşında ABD Bağdat yakınlarından “ne hikmetse” aniden geri döndüğünde..

    Rahatsızlık Saddam’ın asılması değil. Gözler önünde oynanan aşağılık oyun.

  8. 02 Ocak 2007 - 00:07 8.VolkanS

    Elbette bu oyundan herkes rahatsız ve olan bitene üzülüyoruz.

    Ben sadece zihinlerde oluşan “şehadetini bitiremeden hain amerika tarafından asılan aksakallı derviş Saddam” imajının son derece yanlış olduğuna işaret ettim.

    Yoksa, kahrolsun amerika! tabi.
    Onda hemfikiriz.

  9. 02 Ocak 2007 - 00:13 9.Suat Ö.

    Ben sadece zihinlerde oluşan “şehadetini bitiremeden hain amerika tarafından asılan aksakallı derviş Saddam” imajının son derece yanlış olduğuna işaret ettim.

    Bunda tamamen hemfikirim.

  10. 02 Ocak 2007 - 00:20 10.insan

    Volkan Bey,

    Suat Bey’in yazdıklarına ek olarak ben adaletin Amerikalılar tarafından yerine getirilmesinden de rahatsız oluyorum. Bunun iki sebebi var:

    1. Adil olmayan birilerinin bir konuda adalet sağlamaları yeryüzünde adaletin zalimlerin elinde olması bakımından beni ürkütüyor. (Bu, idam mevzuunu spesifik ele almamıza da bir engeldir.)

    2. Kim olursa olsun, ne yapmış olursa olsun bir müslümanın cezasının gayr-i müslim tarafından verilmesini İslam onuruyla bağdaştıramıyorum. Orada asılanın Saddam olduğundan kuşkuluyum dersem belki daha açık anlatmış olurum.

    Amerika’nın Saddam’ı asması doğru bir iş ise de Saddam’ı Amerika’nın asması doğru bir iş değildir.

    Amerika’da eğitim imkanımızın olması ile eğitim imkanımızın Amerika’da olması arasındaki fark gibi..

    Saygılar,

  11. 02 Ocak 2007 - 00:45 11.VolkanS

    “yeryüzünde adaletin [genel olarak gücün] zalimlerin [Amerikanın] elinde olması” ve bazı müslümanların cezasının da zaman zaman bu “güç” tarafından verilmesi “neden güç müslümanlarda değil?” noktasında bence de rahatsız edici. Keşke islam dünyası bu halde olmasaydı, saddam ırak halkı tarafından asılsaydı. Ama olmadı…

    Neticede amerika’nın bir karar vermesi gerekiyordu, asmak ya da asmamak. Ve bence amerikanın idam kararı ilahi adalete daha uygun düştü. Bizi üzen karar değil , bu kararı alma konumunda Amerika’nın bulunması.

  12. 02 Ocak 2007 - 00:45 12.Suat Ö.

    Hatice Hanım,

    Son birkaç yorumda URL’ye http://www.insnalikhalleri.wordpress.com yazmışsınız, İsminize tıklayanlar ulaşamıyor. :-) Hemen düzelttim.

    Sanırım otomatik hatırlamada öyle kalmış. Bilginize..

  13. 02 Ocak 2007 - 00:54 13.insan

    Volkan Bey,

    Kesinlikle izah ettiğiniz gibi. Az evvel de belirttiğim üzere failin Amerika olması rahatsız edici, yoksa Saddam’a acıyor değilim.

    Önemli olan kalbidir ve aslında kelime-i şehadeti bitiremediği de bir bakıma iyi oldu. Amerika için, adilin yanında parantez içinde vicdansız sıfatını da ekleyebilir insanlar böylelikle. Tesiri biraz sekteye uğrar..

    Saygılar,

    ***

    Suat Bey,

    Farketmemişim. Tıklayanlara saygısızlık olması dışında bir mahsuru da yoktu gerçi. Düzeltme için çok teşekkür ederim efendim.

    Saygılar,

  14. 02 Ocak 2007 - 01:44 14.Yaman Avcı

    Herkese hayırlı bayramlar, mutlu yıllar dileklerimle,
    “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle haşrolursunuz” emr-i İlahisi mucibince Saddam bir zalim olarak yaşadı, başka zalim(ler)in eliyle can verdi ve şüphe yok ki zulüm erbabının hak ettiği gibi de haşrolacak.
    Gönül isterdi ki bu zalim İran-Irak savaşını çıkarıp bir milyon müslümanın kanına girdiği zaman Müslümanlar eliyle asılsaydı. Yoksa birinci körfez savaşı ya da ikincisi sonucunda katledilmesi sadece bir keyfiyetten ibaret.
    Amerika’nın Saddam’ı asması ya da Saddam’ın Amerika tarafından asılması pek bir şeyi değiştirmiyor. İlahi adalet yerine geliyor sonuçta. Vasıta ise takdir-i İlahi. Bir zalime başka bir zalimi vesile kılıyor.
    Selam ve sevgiyle
    Yaman Avcı

  15. 02 Ocak 2007 - 12:27 15.Ece

    http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=63244,10,110

    Saddam ile ilk kez 30 Kasım 1978′de (daha sonra 1984 ve 1996) karşılaşmıştım.O sırada cumhurbaşkanı yardımcısıydı ama ülkeyi o yönetiyordu. İlk karşılaşmamda bu adamın yalnız Irak değil, tüm bölge için tehlikeli biri olduğunu belki de gazetecilik sezileriyle anlamıştım.

    O günden sonra Irak’ın başına gelmeyen bela kalmadı.

    Saddam bir yıl sonra devlet başkanı oldu sonra da İran’a savaş ilan etti. Bu savaş 8 yıl sürdü ve her iki taraftan yaklaşık bir milyon insan öldü. Savaşta başta ABD olmak üzere tüm batı Saddam’a destek verdi, savaşın finansmanını ( yaklaşık 300 milyar dolar) Körfez ülkeleri karşıladı. Bu arada Saddam İran’la savaşını bahane ederek içeride kendi halkına yönelik katliamları da ihmal etmiyordu. 1988′de Halepçe’de kimyasal silah kullandı, Enfal’de binlerce Kürdü öldürdü. Aynı şeyi güneydeki Şiilere yaptı, hatta CIA ile işbirliği yaptılar diye her iki damadını öldürdü.

    Ağustos 1990′da yine bir Amerikan tezgahı ile Kuveyt’i işgal etti, aylar sonra da ABD onu Kuveyt’ten çıkartarak kendi askeri güç ve üslerini tüm bölge ülkelerine yerleştirdi.

    Çekiç Güç bunlardan biri olarak Türkiye’ye geldi ve Kuzey Irak’taki Kürtleri 11 yıl süreyle korudu.

    Özetle Saddam diktatör, zalim, gaddar ve katildi ve ölümü hak ediyordu.

    Ama ABD’lilerin eliyle değil.

    ABD isteseydi onu işgal ile değil adamlarını satın alarak alaşağı edebilirdi.

    Nitekim 19 Mart 2003′te başlatılan ve 9 Nisan’da Bağdat’ın düşmesi ile sonuçlanan savaşta ABD, Saddam’ın birçok adamını satın almıştı. Hatta Saddam’ın yerini ve iki oğlunu da ABD’lilere ihbar eden onun akrabaları ve özel korumalarıydı.

    Ama ABD kolay yolu değil daha zor ve karmaşık olanı tercih etti.

    Çünkü ‘Yaratıcı Kargaşa’ teorisine inanan Yeni Muhafazakarlar Irak’taki kargaşa ile kendilerine daha fazla ilham geleceğine ve bu ilham ile tüm bölgeyi daha fazla kana bulayabileceklerine inanıyorlardı.

    İnandıkları da oldu.

    Afganistan’dan sonra Irak işgal edildi.

    Filistin ve Lübnan’da yaşananlar ortada. Yılın son günlerinde ABD, İsrail ve batı destekli Etiyopya Müslüman bir ülke olan Somali’yi işgal etti.

    Irak’ta ise şimdiye kadar 650 bin insan öldü, yaralanan 2 milyon insandan 600 bini sakat kaldı. Savaştan bu yana 500 bin kadın dul kaldı. Üç milyon Iraklı ülke dışına kaçtı.

    Irak her alanda ve her anlamıyla darmadağın edildi.

    Irak asla eskisi gibi olmayacak ve olamayacak. Çünkü Şiiler Sünnilere, tüm Araplar ve Türkmenler ise Kürtlere düşman edildi.

    Saddam’ın ABD’liler tarafından herkese bilinçli olarak gösterilen şekliyle idamı, bu düşmanlıkları kışkırtacak ve derinleştirecektir.

    Mahkeme başlangıcından sonuna kadar bir Amerikan tiyatrosuydu.

    Mahkeme üyeleri ve tüm hukuki ve idari işlem ve süreçler Amerikalılar tarafından belirlendi. Mahkemenin ilk iki hakimi Kürt idi, ama idam kararını veren ve kararı infaz eden özellikle Şiilerden seçildi.

    Peki Sırp Kasabı Miloşoviç’i uluslararası mahkemede yargılayan, Şili diktatörü ve CIA ile Şili halkına 13 yıl süreyle kan kusturan katil Pinochet’nin yargılanmasına bile izin vermeyen ve öldürülen eski Lübnan Başbakanı Hariri için uluslararası mahkeme kurduran ABD acaba Saddam için neden benzer bir mahkeme kurdurmadı.

    Bunun yanıtı çok basit.

    ABD, Saddam’ın konuşmasını istemiyordu.

    Saddam konuşsaydı , İran savaşında ABD ve Batılı ülkelerin kendisine nasıl yardım ettiğini, Halepçe’de Kürtler üzerine attığı kimysal bombaların hangi Batılı ülkeden alındığını ve baba Barzani’nin ayaklanmasını bastırmak için İran Şahı Pehlevi ve Amerika ile nasıl anlaştığını, hatta Kuveyt’i işgal kararında ABD’nin kendisine nasıl yeşil ışık yaktığını anlatacaktı.

    Saddam ve yandaşları ile yapılan son pazarlıklar işe yaramayınca, ABD doğal olarak diğer suçları nedeniyle yargılanmsını beklemeden Saddam’ı idam etti.

    İşgal altında bir ülkede bir mahkemenin adil olabileceğini söylemek abesle iştigaldir.

    Bayramın ilk gününde Saddam’ı idam eden ABD kuşkusuz yalnız Iraklılara değil tüm Müslümanlara da bir mesaj vermeyi ihmal etmiyordu:

    ‘Siz kurbanlarınızı keserken ben de Saddam’ın kişiliğinde hepinizi kesiyorum'’.

    Kuşkunuz olmasın ABD’nin Irak ve bölgemizde benzeri pis oyunlarına dur denilmezse, 2007 bol kesimli yani bol kanlı bir yıl olacak..

    Öcalan’ı ‘idam edemezsiniz'’ deyip Türkiye’ye teslim eden, Saddam’ın görüntülü idamını (Ebu Garib işkence ve Felluce cami katlimalarında olduğu gibi) dünyaya seyrettiren ABD’den yakında ilginç sürprizler bekleyin.

    Benden söylemesi!

    ABD’nin Saddam için hazırladığı ‘the end’ aslında tüm coğrafyamız için yalnızca bir başlangıçtır.

    Tabii görmek ve anlamak isteyenler için!

  16. 02 Ocak 2007 - 14:37 16.Tunç

    Volkan Bey selamlar,

    Saddam’in asilmasi biraz erken oldu, zira tanik olarak bildigi herseyi anlatmasi meselâ Halepçe katliamindaki suç ortaklarinin isimlerini vermesi gerekirdi.

    Idam cezasi konusunda “çok hassas” olan AB ülkelerinin mutlu suskunlugu sizi rahatsiz etmedi mi?

    1988’de Halepçe’de atilan kimyasal silahlarin alman mali oldugu ve fransiz Dassault firmasinin ürettigi “Mirage” uçaklari ile atildiklari artik saklanamayan bir gerçek.

    5000 kürdün ölümünden Iran’i suçlamisti Saddam. Ayni yil dönemin ABD baskani Ronald Reagan Irak’a ambargo uygulanmasi için hazirlanan bir yasayi veto etti. Gene ayni yil Washington bütün elçiliklerine bir teleks göndererek saldirinin Iran taradindan yapildiginin söylenmesini istedi.

    Fransa da Saddam’i kinamayi “unuttu”, dönemin basbakani M. Michel Rocard yayinladigi bildirilerde Irak’in ve Saddam’in adini asla kullanmadan, “kimyasal saldirilarin insanlik disi” oldugunu söyledi. Dönemin dis isleri bakani Roland Dumas ise « evet, Saddam’a biraz gözyummak durumunda kaldik, çünkü bu ülkenin dostlugu o dönemde bazi dengeler için gerekli idi” dedi.

    1981’de Fransiz gizli servisi DGSE’nün patronu Pierre Marion’a göre fransiz Dassault firmasi Irak’a en çok silah satan firmalardan biriydi. Cumhurbaskani François Mitterrand da dahil olmak üzere bu ülkenin tüm yöneticileri üzerine baski yapma olanagi olan Dassault, Thomson ve Aérospatiale adli firmalarla beraber Saddam’in satilan silahlari kullanmasi ve yenilerini almasi için “gerekeni yapti”. Savas çikarmak için bu kadar yogun çalisan bu firmalar Paris mahkemeleri tarafindan “sivillerin ölümüne yol açmak” ‘tan suçlu bulundular.

    Saddam’in suç ortagi olan batili firmalarla ilgili 12 bin sayfalik bir rapor hazirlandi. 2002’de CIA bu raporun orjinalini “ödünç” aldi. 48 saat sonra geri verdiginde bazi sayfalar eksikti. Amerikali silah ticareti uzmani Gary Milhollin hükümetten tanidiklari sayesinde bu sayfalarin bir kismini geri alabildi. Michel Despratx ve Barry Lando adli Fransiz gazeteciler tarafindan da okunan bu sayfalardaki bilgilere göre :
    1) Pasteur adli “bilimsel arastirma laboratuari” Saddam’a biolojik silah satmisti,
    2) Alsace bölgesinde faaliyet gösteren Protec adli firma Samarra kentinde bir kimyasal silah fabrikasi kurmustu,
    3) Bush ailesinin seçim kampanyalarini destekleyen Bechtel adli amerikan firmasi da Saddam’a bir kimyasal silah fabrikasi satmisti.

    Bütün çabalarina ragmen Milhollin Newyok’taki BM binasinin arsivlerinde uyuyan diger belgelere erisemedi.

    Akla gelen bazi sorular var tabi:
    1) Satilan bütün bu silahlar ABD askerleri tarafindan bulunup temizlendi mi?
    2) Eger kaldiysa Saddam’in yerini alacak olan yeni rejimin (-lerin) bu silahlari Türkiye’ye karsi kullanma ihtimali var mi?
    3) PKK gibi örgütlerin bu silahlari ele geçirme ihtimali var mi?
    4) Saddam asilmasi gereken tek kisi miydi?

    Dostlukla

  17. 02 Ocak 2007 - 14:47 17.Suat Ö.

    Ece Hanım, Tunç Bey,

    Çok teşekkürler bilgi ve yorumlar için.

    Yazı da linkini verdiğim R.Fisk de yorumunda aynı şeyleri söylüyor.

    Mesela:

    Saddam’ın, bir buçuk milyon canın ölümüne yol açtığı için işlediği en büyük savaş suçu olan 1980 İran işgalini kim cesaretlendirdi? İran ve Kürtlere sıktığı kimyasal silahların bileşenlerini ona kim sattı? Biz yaptık. Saddam’ın garip yargılamayı kontrol eden Amerikalıların iddianamesinde, en müstehcen vahşetinden söz edilmesini yasakladı. Bu kitle savaş sucundan yargılanması için İranlılara temsil edilemez miydi? Elbette ki hayır. Çünkü bu bizim sorumluluğunu ortaya koyardı.

    Tiyatro oynandı ve perdeler indi.

    Ama ben H.Mahalli gibi ümitsiz eğilim. Bu bilgi paylaşım kolaylığında böylesi ‘şer’ler hayırlara vesile olabilir.

    İslam coğrafyasının çoğunluğunu oluşturan genç nüfusu kaynıyor. Aklıma Rahmetli Özal’ın “her 300 yılda bir açılan hacet kapısı” sözü geliyor.

    Belki fazla iyimserim ama işbirlikçi hanedanlar önümüzdeki 20 yılı çıkaramayacak diye düşünüyorum.

  18. 02 Ocak 2007 - 19:32 18.levent

    Değerli yorumcular, olağanüstü gelişmeler yaşanıyor ve ne acıdır ki bunlar kaçınılmaz olarak ülkemizi ve bizleride kuşatıyor.
    Bayram arefesi bir insanın göstere göstere asılması fitneyi tırmandırmaktan başka bir anlam taşımıyor ne yazıkki.
    ABD acımasızlığı herkesin malumu, ve infazın yayınlanması
    hukuk tanımazlığın ve korku yaymanın aracı haline getirildi.
    Umarım ABD başta, fitne erbabına hizmet etmenin pek tekin bir
    iş olmadığı herkesçe kavranır. İran’a saldırmaya cesaret edemeyenler kendilerine yeni suç ortağı arayışındalar, unutma-
    yalım,hiç bir demokrasi böylesi bir gözüdönmüşlüğe cesaret
    edemez. Buna ancak diktatörler alet oluyor. Bizdede meclisten
    karar geçirme şartına bağlı, hangi seçilmiş iktidar olursa olsun
    böyle bir suça ortak olamaz. Ancak, “irticaya”, “komünizme”,
    yada gerekçe olarak ne icat edilecekse, “yolsuzluk”,”terör”
    “ayrılıkçılık” hangi imal edilmiş korkuya dayanırsa artık meclisi
    fesh eden bir darbe bu suça ortak olabilir. Bunu zorlamak için
    işte Çankaya korkutması, ulusalcı paranoyalar, hayali arsa
    satışları vs. gerekçesi ile bir darbe tezgahlanabilirse, ki bu şim-
    dilik olası görünmüyor ama bu, ABD de dillendirilmedi değil.
    Darbe şansı için %50 totosu bile oynandı. Şundan eminim sağ
    duyu sahibi hiçkimse böyle bir çılgınlığa kalkışmaz, ancak
    yinede tüm vatandaşlarımızın dikkatli olması gerekiyor. ABD, ben
    yenildim hadi bana eyvallah demeden önce, daha deneyeceği
    çok şeyin olduğunu bu idamla göstermek istedi. Dualarımızla
    Vatanımızın dirliği ve milletimizin birliği için Allahtan yardım dile-
    yelim derim. Saygılar. Levent.

  19. 02 Ocak 2007 - 20:47 19.Suat Ö.

    Levent Bey, teşekkürler yorumunuz için.

    Saddam’ın gençliği hakkında bir yazı. İyi bir entelektüel ve yazar olan Selahaddin Çakırgil’den :

    http://85.159.71.170/dunyabulteni/yazi_detay.php?id=2780&yazar=160

    Ne övgü, ne yergi..

    Esasen, düşene tekme vurmak gibi bir şiarımız olmadığı gibi; ayrıca, onyıllarca hizmet ettiği çağın en büyük emperyalist-şeytanî güçleri olan efendilerinin ayaklarına basmak gibi bir hata işlediği için, dünyadan ‘trajik’ bir şekilde öldürülerek götürülen bir kimseye tekme savurmak hiç değil!.

    Ancak, Saddam’ın anlaşılmasına yardımcı olacak bazı ipuçlarına değinmekte fayda görüyorum.. Çünkü, Irak’ın bugün ve yarınının iyi anlaşılması için, dünün de anlaşılması gerekiyor ve bu dünün son 35 yılında en etkili isim, Saddam!

    Saddam’ın 1937 yılında, Bağdad’ın 150 km. kadar kuzeyindeki Tikrit şehrinde başlayan bir dünya hayatının böylesine noktalanacağını kim bilebilirdi?

    Saddam hayata yenik başlamıştı; yenik de bitirdi.. Ama, bu iki yenilgi noktasının arasında kanlı güç gösterileriyle, başarılı da olmuş..

    Saddam, küçük yaşta babasını kaybetmiş; dayısının himayesinde büyümüştü. Ama, o adeta, ebeveyninin ona verdiği isme uygun bir hayat çizgisi tutturmuş, ismiyle müsemmâ olmuştu.. Saddam, ‘sademe eden’, ‘vurucu’ gibi mânalara geliyordu..

    Saddam acımasız, sert bir atmosfer ve kültürün kucağında büyümüştü..

    Esasen, doğduğu toprakların, tarih boyunca daima çetin boğuşma ve mücadelelerin meydanı olan kanlı topraklar olduğu biliniyordu.. Böyle bir atmosfer bile, toplumun ve ferdlerin kültürünü daha bir acımasız, soğukkanlı ve hatta, insan hayatını bir böcek hayatı kadar değersiz hale getiren bir temel üzerine oturtabiliyordu..

    Buna ek olarak, o, babasız büyümenin psikolojik bütün özelliklerini de taşıyordu.. Yalnızlık duygusu ve her ne pahasına olursa olsun, hayatta kalması gerektiğini hatırlatan ağır hayat şartları içinde geçen bir ilk gençlik döneminde, gelişen fizikî bünyesi, kendisini yaşıtlarına göre daha bir güçlü ve daha bir haşarı durumuna getirmişti.. O tablo içinde, kendisine hiç yakışmayan, belki de ‘Huseyn’ ismi idi..

    Onu, ilk gençlik yıllarında, Bağdad’ın gece kulüplerinin bulunduğu, karanlık ilişkilerin döndüğü mekanlarda, önceleri sigara vs. satarak; sonraları ise, cüsseli olduğu için, kendisine para verenlerin gösterdiği kimseleri döverek, kabadayılık ve fedaîlikle hayatını geçiren birisi olarak hatırlarlar.. (Onun bu özelliği, ileriki yıllarda da, sırtını emperyalist güçlere dayayarak, başkalarını dövmeye kalkışmak ve karşılığında bir şeyler koparmak şeklinde, hep sürmüştür.. Ancak, bir noktaya gelinceye kadar..)

    Saddam’ın lise çağları, (ilk ikisi hristiyan arab olan) Mişel Eflak, Ekrem Houranî ve Salâh Bitar gibi ideolog ve fikir adamlarınca tedvin olunup, ‘arab kavmiyetçiliği+ el’iştirakiyyûn (sosyalizm)’ bulamacı halinde fırınlanan ‘Baas ideolojisi’nin bütün arab dünyasındaki genç nesilleri derinden etkilediği bir döneme rastlar.. (Baas= Ba’s, diriliş, rönesans gibi mâ’nalara gelmektedir..)

    Bu arada, İkinci Dünya Savaşı sonrasının -sözde- siyasî bağımsızlığını kazanmış yığınla arab devletçikleri ortaya çıkarken, Filistin’de de uluslararası hukuka göre bir devlet statüsü halinde ortaya çıkan siyonist İsrail rejiminin meydana getirdiği derin acılar, sancılar, yenilgiler, psikolojik hezîmetler ve çare arayışları dönemi..

    Irak’da ise.. Şerif Huseyn’in oğullarından birisi, İngilizler eliyle krallık sürmektedir.. Osmanlı’nın son döneminde, ‘Umman Denizi’nden Atlas Okyanusu sahillerine kadar uzanacak büyük bir arab imparatorluğu kurulacağı’ vaadleriyle İngiliz emperyalizminin hizmetine koşulan Mekke Emîri Şerif Huseyn’in oğullarından bir diğeri de Ürdün Krallığı’na oturtulmuştu..

    Ve 1958 Temmuzu’nda, Kral (14 yaşındaki) Faisal, (amcası) Veliahd Abdulillah ve Sadrâzam/Başbakan Nurî Saîd Paşa, (Türkiye, İran, Irak, Pakistan, İngiltere ve Amerika arasında oluşturulmuş bulunan) Bağdad Paktı’nın bir toplantısına katılmak üzere Ankara’da beklenirken.. Irak Sarayı’nın güvenilir adamı olarak bilinen Gen. Abdulkerîm Qaasım’ın liderliğinde, korkunç kanlı bir ihtilal meydana gelmişti.. Kral ve Veliahd başta olmak üzere bütün kraliyet ailesi ve hâkim kadrolar toptan öldürülmüş veya tasfiye edilmişler; Nurî Saîd Paşa ise, daha sonra çarşaf giymiş bir kadın kılığı içinde yakalanıp, canlı canlı, bir araba arkasına bağlanarak Bağdad sokaklarında sürüklenmek suretiyle öldürülmüştü.. (Ve hemen arkasından da, Bağdad Paktı çökmüş, yerini Irak dışındaki üye ülkelerden oluşan CENTO almıştı..)

    Gen. Abdulkerîm Qaasım, toplumu Baas ideolojisinin hedeflerine göre yönlendirmek yerine, şahsî bir diktatörlük oluşturmuştu.. Ve 2 sene sonra, Gen. Abdulkerîm Qaasım bir suikasde mâruz kalıyordu.. Ancak, mermi kalbinin kenarından teğet geçmiş; Qaasım kurtulmuştu..

    Suikasdçi genç, Suriye’ye ve oradan da Mısır’a sığınmıştı.. Bu, Saddam Huseyn idi..

    Saddam, Kahire’de, hukuk okudu.. (Nâsır dönemi Mısırı’nın ünlü yazar ve siyasetçisi Hasaneyn Heykel, 1991 Buhranı günlerinde, Cemal Abdunnâsır’ın, kendisine ‘Saddam’ın CİA ajanı olduğunu’ söylediğini yazmıştı..)

    Bu arada General Qaasım da 1963 Şubatı’nda korkunç bir darbeyle devrilmiş, tv. kameraları karşısında canlı yayında kurşuna dizilerek öldürülmüştü..

    Ama, henüz Saddam’ın istediği şekilde Baas Partisi iktidarı güçlü şekilde ele alamamış, Gen. Abdusselâm ve Gen. Abdurrahman Ârif kardeşlerin elinde, oldukça mülayim bir beş sene yaşanmıştı.. Ve o rejim de, 1968’de, Gen. Hasan el’Bekr liderliğindeki bir ihtilalle devrildi. ‘El’Bekr’, Saddam’ın çocukluk ve gençlik yıllarında himayesinde büyüdüğü dayısıydı.. Ve Saddam, ‘Baas Partisi’inin gerçekleştirdiği bu kanlı devrimden sonra, ‘Devrim Komuta Konseyi Başkan Yardımcısı’ olarak, Irak’ın 2 no.lu, fiiliyatta ise, en etkili kişisi olmuştu..

    Evvelki gün, îdam öncesinde kendisine ‘Korkuyor musun?’ diye soran infazcılardan birisine, ‘Hayır, ben bu yolu bilerek seçtim..’ şeklindeki sözleri gerçeği yansıtıyordu.
    (Bu konuya yarın da devam edelim, inşallah..)

    Vakit

    *************

    Devamını yarın yayınlanacakmış. Onu da eklerim.

  20. 02 Ocak 2007 - 21:29 20.Talha CAN

    Merhaba,
    Mümtaz’er Türköne’nin yazısını tuttum.
    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=481577

    Bu arada Saddam’ın ABD tarafından asıldığının polemiği yapıldı. Bir şey soracağım; Saddam’ ABD’nin astığının meşruluğu ne? Bayram nedeniyle gündemi pak takiip edemedim, acaba bir noktayı mı kaçırdım. Ben kararı alanın da (kürt hakimdi zannımca), idam edenin de (şii diye biliyorum) en az SADDAM kadar Iraklı olduklarını sanıyordum.

    Bir de, komploculuk gibi anlaşılmasın ama, Sadda’ın bir çok benzerinin olduğu biliniyordu. Saddam gerçekten öldürülülmemiş olabilir mi?
    Muhabbetle…

  21. 02 Ocak 2007 - 21:41 21.insan

    Talha Bey,

    Toprağı ve hukuku işgal altındaki bir ülkede hakimlerin yahut infaz memurlarının kimliklerinin ne önemi olabilir ki? Karar merkezinde kimin olduğu belli, etkin gücün kim olduğu belli. Kukla değil oynatan esastır.

    Kalemi kıran Kürt de olsa, ipi boynuna geçiren Şii de olsa Saddam’ı cezalandıran Amerika’dır.

    ***

    Arap liderlerinin konumları itibariyle Saddam’dan bir farkları yok. Patlamaya hazır bombayı yok ederken onunla emsaline göz dağı vermek, Saddam’ın benzerini asmaktan daha karlı görünüyor.

    Aslında bilgili olduğum bir alan değil ama fikir beyan etmek istedim:) Zihin cimnastiği niyetine..

    Selamlar,

  22. 03 Ocak 2007 - 01:25 22.Mustafa Özkan

    Öncelikle hayırlı bayramlar ve mutlu yıllar …
    Saddamı’ın dublörü asılsa ne gerçeği asılsa ne farkeder??
    Biz Apo’yu getirdik yıllardır besliyoruz ABD hemen astı bence burda ülkemize de gözdağı var ama en büyüğü İran’a.
    Ortadoğu baya bir karışacağa benziyor.Gelişmeleri iyi takip etmek lazım.
    Muhabbetle …

  23. 03 Ocak 2007 - 11:14 23.ilayda

    bence saddamdan once aponun asılması gerekırdı ama malasef oooooooo bebek katılı keyfı rahat bır sekılde en guzel sekılde ımralıda hayata devam edıyor adalet bumu hayır bu degıl bız musluman olarak aponun bıran once asılmasını ıstıyorum saddamdan daha zalım bır sekılde hemde ooooo zalımce olmeyı coktan hakettı ama yasıyor hala

  24. 03 Ocak 2007 - 18:25 24.gaykedi

    Despotları öldürmek despotizmi öldürmez. Hele bunu yeni despotlar yapıyorsa!

  25. 03 Ocak 2007 - 20:19 25.çuvaldız

    Eleştiriden çekinerek eylemlerden geri durulamaz.Bir şeyleri anlatmak istiyorsan eleştirilere kulak tıkayacaksın.Eleştirilerden mutlaka senin menfaatine uygun olanlar da olacaktır,senin aksinde olanlara ise seninle aynı düşünenlere cevap verecektir.Sonuç; eyleme karar vermişsen sadece dikkat çekici olacak zemini ve zamanı kolla.

    ” Bütün göklerin altımda olan kavimler üzerine, bugün senin dehşetini ve korkunu koymaya başlayacağım, onlar senin haberini işitecekler ve senin yüzünden titreyip kıvranacaklar. (TESNİYE BAB : 2 AYET: 25)”

    Saddam’ın canlı yakalanması istendi.Eylem planı bugüne kadar bekletildi,yayıldı.
    İnfaz kararı Bayramdan 4 gün önce onaylandı.
    İnfazı gerçekleştirenler özel bir günde olmasını istedik dedikten sonra bayram sabah namazından sonra başlıyor biz bu vakitten önce infaz ettik dedi.

    Sonuç;Adil tanımlaması ile ABD ilgilenmiyor bu sadece İç politika malzemesi ,derdi gövde gösterisi yapmak ve sonraki olaylara zemin hazırlamak.

    Tüm batının Saddam arkasındaki gerçeği bilmesi neyi değiştirecek.Hiç.

    Kurban bayramının ilk günü, Saddam bir koyunmuydu?
    Hz.İshak(a.s) kim?Bu kurban geceleri Allah’a yürüyen için mi?.

    Amerika güneşi, batıdan adına “adalet” diyerek doğurmaya çalışıyor.

  26. 03 Ocak 2007 - 21:09 26.^^vecihe^^

    Görüntülerini izletmek zorundamıydılar?Neden görüntüler yayınlandı anlamıyorum.

  27. 03 Ocak 2007 - 21:45 27.nimesay

    arkadaslar bende saddamın idamını ilk duyduğumda gerçekten üzüldüm sonuçta oda bir insandı o onca kisiyi öldürdü amerika ırakla savasında kaç kisiyi öldürdü?ya türkiyenin sorunu olan apo onun da hiçbir farkı yok.ama bizim devlet büyükleri adam gibi değil ki siz saddamı idam ederseniz bende aynı saatte aynı sekilde apoyu ortadan kaldırırım diyemedi yazık be türkiye………….Allah yardımcımız olsun

  28. 04 Ocak 2007 - 00:43 28.Doğu

    Bir cani gitti Iraktan şimdi bin cani var başlarında. Birbirini ok etmek isteyen bir sürü grup ve ABD, İngiltere gibi sömürücü ülkelerin elinde Irak halkı Filistinin kader ortağı olacak gibi. Tamam Iraklılar yıllarca uyudular ve kendilerine yapılana sessiz kaldılar. Bi nevi değil direk olarak kendi kabahatlarının cezasını çekiyorlar. Ama kardeşi kendisine zarar verirken kayıtsız kalan biz de hiç suç yok mu? Yıllarca hem içte hem de dışta yanlış insan ve ülkelre bel bağladık. Bizde yalanız maalesef.

    Herkese iyi günler…

  29. 07 Ocak 2007 - 20:23 29.Huseyin OLGER

    Saygı ve Muhabbetle;
    Öncelikle Şunu iyi bilelim ki işbirlikciliğin sonu İdamdır. bu sadece Saddam İçin değil dünyanın her yerinde Kendi vatanın değerlerini ki bu maddi veya manevi farketmez, emperyalist güçlere satarsa (peşkeş) çekerse bilin ki sonu idamdır. acaba soruyorum biz Türkiye olarak bunu yaşamadık mı çok yakın tarihi hatırlayın yani Adnan MENDERES olayını sizce A. MENDERES ABD nin yardımıyla desteklenip gelmedimi tek kelimeyle ABD patentli bir başbakandı Allah rahmet eylesin elbette Bazı hizmetleri oldu ama bilin ki bu hizmetler sadece göz boyamaktan başka birşey değildir. gelelim Turgut ÖZAL peki buna ne dersiniz. şu soruların cevabını bir verin; Yıllarca ülkemizin üzerinden ortadoğu senaryoları yazılmadımı, Barzani ve Talabani ye Kırmızı Pasaport niye verildi, İncirlik Hava Üstü modernize edilerek ABD nin hizmetine niye verildi, İran-Irak savaşında saddama para nereden aktarıldı, Halepce Katliamın da Dönemin Başbakanı T. ÖZAL ın izni niye alındı. Halepce Katliamı ABD nin emri Türkiye’nin izniyle olmuştur. şimdi bir düşünün Saddam’ın yüzlerce idam edilmsi için sebeb varken, niye sadece 1982 de yapılan ve 148 şii nin Katledildiği Duceyl Katliamı.
    el-cevap; çünkü Saddam’ın işin içinde ABD olmadan tek başına yaptığı katliam da onun için. saddam’a yapılan başarısız bir suikast sebebiyle saddam da 148 Şii öldürmüştür. bu Davada konuşsa bile arkasında ABD çıkmayacaktı. Eğer Halepce Katilamı, İran-Irak Savaşı konuşulsaydı herşe ortaya çıkacaktı bu sebeble aceleden asıldı.
    Ha şunu da söyleyelim Saddam elbette asılmlıydı bunu hak etmişti. ama ABD nin emriyle değil. Geçek bir İslam Mahkemesinde ama Adil Yargılanarak suçlu suçsuz hepsi ortaya çıkacak tı. o zaman tamam ama biz bir Müslümanız ve Saddam da Müslüman olduğuna göre bu sorun Müslümanların sounudur, ABD nin değil. Son olarak şunu söyleyecem Şimdi ki İşbirlikci Hükümete sesleniyorum sonunuz ya Saddam gibi Asılmak yada Özal gibi Zehirlenerek ölmek olacak ( korkarım ). ama şu kesinki zulüm ile abad olunmaz.

  30. 09 Ocak 2007 - 12:49 30.OSMAN

    SADDAMIN GEÇMİŞİNDE ÇOK ŞEYLER YAPMIŞ OLABİLİR BUNUN İÇİNDE YARGILANMALIDIR. AMA BİZE ADALETTEN YOKSUN İNSANLAR ADALET DERSLERİ VEREMEZ. BİR MÜSLÜMANI GAYRİ MÜSLÜM YARGILAYAMAZ VE İDAM EDEMEZ. BU ÇOK AŞAGILIK BİR DAVRANIŞDIR. SADDAMIN TÖVBE ETTİĞİNE VE ŞEHİT OLDUĞUNA İNANIYORUM. ONU ASAN ZALİMLERDE MUTLAKA ÖLECEKLERDİR VE CEZASINI BULACAKLARDIR. SADDAM VATANI İÇİN ŞEHİT OLMUŞ BİR KAHRAMANDIR. ALLAH RAHMET EYLESİN. MEKENI CENNET OLSUN.

  31. 09 Ocak 2007 - 13:00 31.OSMAN

    YUKARDAKİ ARKADAŞLARIN SÖZLERİNİ ÇOK AMA ÇOK MANTIKLI BULUYORUM. ABD İLE İŞBİRLİĞİ YAPAN İŞBİRLİKÇİLERİN SONU HEP İDAM OLMUŞTUR. ŞİMDİ ABDYE ÇANAK TUTAN IRAKIN BOMBOLANMASINA MÜSADE EDEN AKPDE SONUNDA FELÇ OLACAKTIR. SAMDAMIN İDAMINI, HÜKÜMET KORKUSUNDAN DEĞERLENDİREMİŞ VE BİR KELİME DAHİ SÖYLEMEMİŞTİR. BEN BİLE DİYORUM Kİ, HÜR OLAN BİR DEVLETİ KUŞATAN ABD İŞGALCİDİR. ONUN IRAK DEVLET BAŞKANINI TUTUKLAYIP İDAM ETMESİ CİNAYETTİR. ABD İLE IRAKTA İŞBİRLİKÇİ OLAN IRAKLILARDA KALLEŞDİR. BÜTÜN ZALİMLER CEZALARINI GÖRECEKLERDİR. ABD Şİİ VE SÜNNÜ ÇATIŞMASI ÇIKARMAK İSTİYOR. MÜSLÜMANLARIN ÇOK ÇOK UYANIK OLMASI LAZIM. KURANDA ALLAH ALLAHIN İPİNE SARILIN AYRILMAYIN BUYURUYOR. BİZDE BÜTÜN MÜSLÜMANLAR KAFİRLERE KARŞI BİR OLMALIYIZ. ZAMAN BİRLEŞME ZAMANIDIR.

  32. 24 Ocak 2007 - 17:49 32.sibel

    olmamalıydııı…..:s

  33. 29 Ocak 2007 - 13:33 33.akın

    herşey 11 eylül saldırısı gibi palavra. amerikanın ortadoğu projesi içinde yer alan hikayeler.Amerika sırf afganistana girmek için kendi ikiz kulelerini vurdu.Saldırıyı ladinin yaptırdığını açıkladı ve heman afganistanı işgal etti. aslında ladin amerikanın adamıydı.hani ladin nerde.nerde biliyomusunuz en kral satolarda kalıyo.saddam hüseyinde amerikanın adamıdır.bazı gizli örgütler tarafından ırakın lideri yapıldı.Ve ırakı karıştırmak için.herşey oyun sadamın yahudidir müslümanlıkla uzakdan yakından alakası yoktur.herkes uyuyo saddam krallar gibi satolarda kalıyo.Amerika kendi adamını öldürür mü.Abdullah öcalan da amerikanın adamıdır.30 bin askerin katili amerikadır.tayyip erdoğan amerikaya mersaj yolluyo pkkyı sınrdışı etmek için yardım istiyo.amerika sırf türkiyeyi karıştırmak için pkk terörünü kendi yaratmıştır.pkk eşittir amrika.çünkü
    irandan sonra sıra bize gelecek.

  34. 04 Şubat 2007 - 18:56 34.ece

    bencede babannesi çok dogru anlamışşş.burda bizede mesaj veriliyor .Hemde büyük bi mesaj!Biz hala onların yaptıklarına boyun eYmeye devam edelim….Şu devirde para kimin elindeyse malesef güçte onun elinde. Böle giderse deil saddam daha kimler asılır kimler…
    Nedense sadece bizim yaptıklarımız gündem işgal ediyo!ABD ve bi çok yabancı ülkenn sırf zenginlik ugruna yaptıkları canilikler bi şekilde kamuflaj ediliyo!!!NE YAZIK Kİ TEK SORUNUMUZ HAKLI OLDUGUMUZ HALDE KENDİMİZİ İFADE EDEMEMEK!!

  35. 06 Mart 2007 - 02:41 35.yakamoz

    sayın yorumcular sizi çok iyi anlıyorum ama aramızda tek fark var be bir şehit kardeşiyim onun içndirki duygularımı kullanıyorum idamı hiç kimse haketmez ama bu dünyada herkes ettigini bulur kendisi kimseye acımadı ama biz ona acıyoruz idam olmasın ama öcalanı yakalayıp şehit ailelerine versinler saddamında böyle ölmesini isterdim keşke onuda elimize verselerdi onun için bu ölüm kurtuluş oldu

  36. 07 Mart 2007 - 12:55 36.cankat

    idam etmeleri iyi oldu ABD nin sadda’mı

  37. 14 Mart 2007 - 01:40 37.yakamoz

    hiç kimse idamı haketmez bunuda göz önünde bulunduralım bir müslüman olarak

  38. 14 Mart 2007 - 01:44 38.yakamoz

    ab degilde bunu türkiye yapsaydi belki bu kadar gerilim yaşanmazdı çünkü o burda ölümü haketti birdaha söylüyorum idam olmasaydıda onu bize verselerdi

  39. 25 Nisan 2007 - 22:25 39.NESRİN

    saddam iyikide idam edilmiş….tmm belki vicdanen üzülebiliriz,dinimizde idam yok,ama napsınlarrr bu adam onca katliamları yapıp eli kolu boş boş gezsin mi?kuveyt’e yaptığı savaşıda unutmamak gerekli.kuveytliler derın bır uykudayken adam gelmıs ülkeyı yağmalamıs yüzlerce petrol kuyularını aleve vermiş.ama tam olrak ele gecıremedıgı için yakıtı zaten,eger kuveyt’i ele gecırseydı denize ulascaktı,ohh petrolde vardı,başa gecıcektı,,,o savasın ızlaerını insanlr hala üstlerınden atamamıslar.yazık günahtır yaa.APO’ DA ASILSIN:s

  40. 07 Mayıs 2007 - 09:05 40.yaren

    mrb ben yaren bence saddamın öldürülmesi doğru değildir bir türk olarak bunu doğru olduğunu savunmuyorum biz türklere bu yakışmadı ben bunu onaylamıyorum

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Yorum Ekleyin...