Monthly Archive for "Mart 2007"



Güncel & İslam Suat Öztürk on 30 Mart 2007

Efendim (s)

Küçüktüm ama kaç yaşındaydım hatırlamıyorum. Sanırım bir camiide vaazda dinlemiştim. Hoca hadisle de temellendirdiği “Peygamberimiz’i annemizden, babamızdan, eşimizden, çocuğumuzdan hatta kendimizden daha çok sevmeliyiz, gerçek müslüman böyle olmalı” mealinde sözler söylemişti.

“Nasıl olur?” dediğimi hatırlıyorum. “İnsan nasıl olur da annesinden, babasından, eşinden, çocuklarından, hatta kendi nefsinden fazla sevebilir?”

Aradan yıllar geçti. İyi kötü dinimi öğrendim. Okul, iş, derken hayatın heyulasına daldım. Zaten yolundaydı da, herşeyi daha bir yoluna koyduktan sonra günün birinde kapı çaldı.

Gelen “fikrin sancısı”ydı..

“İnsan nedir?”, “Varlık nedir?” sorusu kabus gibi üstüme çöktü. İnandığım herşeyi tek tek sıkı bir sorgudan geçirmeye başladım. Bu şüphe ve sorgu dayanılmaz hal alıyor, aklımın ellerine çaresizce savruluyordum. İlk zamanlar en çok “Ne olurdu Allah’ım ben de Pascal’ın kömürcü imanına sahip olsaydım” diye dua ettiğimi hatırlıyorum.

Gerçekten isterdim fidezimin o huzur dolu okyunusuna dalmak, hiç uyanmamak ve o huşû ile ömrümü tamamlamak.. Ama geçen geçmişti, ben aklımın ellerinde düşmüştüm artık..

Hep okuyan, sorgulayan bir insandım ama bu başkaydı..

Continue Reading »

Popularity: 24% [?]

Düşünce & İslam Suat Öztürk on 27 Mart 2007

Suudizm..

Geçtiğimiz günlerde Yeni Şafak’tan İbrahim Karagül bir yazı yazdı. Başlığı: “Mekke Las Vegas’a döndü!” 

Yazıdan, dostlarımızla oluşturduğumuz mail grubuna gelen bir ileti ile haberim oldu. 

Konu kronik konu: Suudiler ve Kutsal toprakların dokusunda yaptıkları kıyımlar.

Karagül yazısında geçen yıl yazdığı bir yazısına atıfta buluyor. O zamanlarda ben de Karagül’ün bu yazısına atıfta bulunarak birşeyler yazmıştım. Karagül geçen yıl yazdığı o yazıda şöyle diyordu:

Hz Muhammed’in annesi Amina’nın mezarı buldozerlerle yıkıldı ve içine benzin döküldü. İslam dünyasında kimse bu yıkımı durdurmak için harekete geçmedi. Bugün Mekke’de 1400 yıl önceden kalma 20′den az yapı kaldı. Peygamberin ilk eşi Hz Hatice’nin evi yıkıldı ve yerine abdesthane/şadırvan yapıldı. Peygamberin en yakın dostu Hz Ebu Bekir’in evi şimdi Hilton Oteli’nin kompleksi içinde. 1200 yıllık Ebu Kubeys Camii’nin yerinde Kraliyet Sarayı var. 80 yıllık Suudi Krallığı’nın yıkımları Hz Muhammed’in doğduğu evi tehdit etmeye kadar vardı. Ev yerle bir edildi. Yerinde kapıları ve pencereleri kilitli uyduruk bir kütüphane var.

Continue Reading »

Popularity: 27% [?]

Düşünce Suat Öztürk on 25 Mart 2007

İşkence

Hasan Cemal’in “Kürtler” kitabını okuyanlar bilirler. Kitabın başlangıç sayfaları meşhur Diyarbakır Cezaevindeki işkenceleri uzun uzun anlatır. Hatta o kadar anlatır ki bu işkence tasvirlerine çok uzun yer verdiği için Hasan Cemal birçok kesim tarafından sertçe eleştirilmiştir. Sanırım yayınlandığı yıl; 2003′de okumuştum, satırlarda gezinirken kanım donmuştu. 

Tom Hanks’in oynadığı “The Green Mile”i (Yeşil Yol) pek çok kişi izlemiştir. Cellat, elektirikli sandalye ile idam edilecek olan kişiye işkence çektirmek için gizlice normal prosedürün dışına çıkarak mahkumun başına akımın geçmesini kolaylaştıran ıslak sünger yerine kuru sünger koyar ve daha geç sürede pişerek-yanarak ölmesini sağlar.

İş yaptığım bir Rustan dinlemiştim. Rus ordusunun içinde yeralan askeri cezaevlerinde gardiyanlar mecburi hizmetini yapan askerlerden oluşuyormuş. Bu askerler yine kendileri gibi mecburi hizmetlerini yapan ama işledikleri adî bir suç nedeniyle yolları cezaevine düşen “tertiplerine” akılalmaz işkeneler yapıyorlarmış. Kendisi de bu cezaevlerine düşmüş ve dışkı yalamaktan, saatlerce tazyikli suya tutulmaya kadar birçok işkenceye maruz kalmış. (Nedense aklıma Kürşat Bumin’in “Kışlada Dayak” yazıları geldi.)

Çok çeşitli işkence yöntemleri var; fiziksel, psikolojik, psikiyatrik, farmakolojik, cinsel işkence gibi..

Continue Reading »

Popularity: 21% [?]

Ahh Benim Memleketim & Blog Suat Öztürk on 23 Mart 2007

Şikayetim var..

Evet şikayetim var. Kimden mi? Google başta olmak üzere arama motorları vasıtası ile gelen “bazı” okurlardan.

İzah edeyim.

Ocak ayının sonunda “Hatırla Sevgili dizisi üzerine” başlıklı çok kısa bir yazı yazmıştım. “27 Mayıs ve Menderes’in Dramı” başlıklı başka bir yazıma genç okuyuculardan gelen yorumlarda, o günlerde TV’de gösterilen “Hatırla Sevgili” adlı bir diziden bahsedilmişti.

Ben diziyi seyretmemiştim. İlgi çeken bir yapımmış, tevafuk; o günlerde İzlenimlerin bu konuyu işlediğini görünce o yazıya link vermek amacıyla çok kısa diziden bahsettim.

Hay behsetmez olaydım!..

Birkaç gün yorumlarla güzel güzel konuyu işledik, 27 Mayıs’dan bahsettik, seyredenler dizideki CHP tarafgirliğine dikkat çektiler, bazı yorumcular buna katılmadılar ilah..

Sonra başka konulara geçtik ve o yazı altlarda kaldı.

Ama “google” sağolsun.

Continue Reading »

Popularity: 24% [?]

Blog Suat Öztürk on 20 Mart 2007

“Düşünceler” için eleştiriler..

“Düşünceler”i kritize etmesi için pas attığım arkadaşlar beni kırmadılar ve krtizelerini yaptılar. Hepsine yapıcı eleştirileri çok teşekkür ediyorum. Şimdi bana düşen bu eleştirilerilerden dersler çıkartmak. Yapılış sırasına göre Fatih’in kritizesinden başlayayım.

Fatih güncel konularda “özgün” fikir üretmediğimi söylüyor ve görüşlerimin medyada severek okuduğu yazarların görüşleri ile paralellik arzettiğini belirtiyor.

Öncelikle güncel konularda “özgün” düşünce nasıl üretilir bilmiyorum. Hayata bakış anlamında benzer düşüncede olan kişilerin yaşanan güncel gelişmeler karşısında benzer tepkileri vermesi olağan bir durum. Bunu aynı cenahta yazan pekçok yazarın yazısını karşılaştırdığımızda görebiliriz. Kaldı ki ben güncel meselelerle ilgili zaman zaman yaptığım alıntılara düştüğüm şerhlerde niçin katıldığımı ya da katılmadığım husus varsa niçin katılmadığımı açıklamaya çalışıyorum.

Belki dikkati çekmiştir, güncel olayları işlerken de meseleleri bütüne bağlamaya çalışıyorum; Dink suikastını ve milliyetçiliğin yükselişini işlerken iğdiş edilmiş topluma, 28 Şubat’ı işlerken 150 yıldır dayatılan toplumsal projelere ve darbelerin anatomisine, Kurtlar Vadisine yapılan sansürü işlerken “özgürlükler” kavramına enine boyuna değinmek gibi.

Continue Reading »

Popularity: 25% [?]

Kitap-Dergi & Düşünce & İslam Suat Öztürk on 18 Mart 2007

Üç Muhammed..

expositions.bnf.frÇok yerde rastlamışsınızdır muhakkak; Hz.Peygamber(s)’in mesajından fazla hırkası ile, ahlakından fazla sakalı ile ilgilenen müslümanların varlığına..

Geleneğimizin aşırı yüceltmeci bir Peygamber tasavvuru var. Hz.Peygamber’den bahsederken; onun mesajı, getirdiği ahlaki ilkeleri, ibadetlerinin ruhu gözardı ediliyor, kullandığı eşyalar, uğradığı yerler, giydiği elbiseler, mesajından “daha önemli”ymiş gibi davranılıyor.

İslam’ın ahlak ve ahkâm boyutunun birleştirilerek dengeli bir “müslüman” örneği olmak varken ya ahkâmda takılıp ahlakı gözardı etmek ya da ahlakı yeterli bulup ahkâmdan yüz çevirmek sıkça görülen bir davranış biçimi. Aynı biçimde; Hz.Peygamber’i aşırı yücelterek örnek alınması imkansız bir hale getirmek ya da tamamen salt mesaj taşıyan “postacı”ya indirgemek de yine bir başka denge eksikliği örneği.

Continue Reading »

Popularity: 34% [?]

Blog Suat Öztürk on 14 Mart 2007

Buyrun Kritizeye..

Blogistanda bir mimleme - kritize fırtınasıdır gidiyor. Diyalog‘un yazarı Selim Bey bu dalgayı şöyle anlatıyor:

Bloglar arasından üç tanesini mimliyorsunuz ve sizi veya sizin bloğunuzu eleştirmelerini istiyorsunuz. Onlar sizi eleştirirken, kendilerini eleştirmek üzere seçtikleri üç isim de onları eleştiriyor. Böylece mim rüzgarı; dağ bayır, köşe bucak, köy kasaba demeden efil efil yayılıyor.

Sanırım Nahnu başlattı, paslardan birisini Derin Sular‘a verdi. Serdar Bey kıvrak bir çalımla Derin Sular yerine Dolmakalem‘de kritizesini yaptı ve paslardan birisini Diyalog - Selim Tuncer‘e verdi.

Eli kulağındadır, bugün yarın beni bulur bu iş derken Selim Bey’in pas verdiği “İktisatçı Gözüyle” blogunun yazarı Tansel Güçlü, Selim Bey’i kritize ettikten sonra bana bir “muz orta” yapmış.

Yani şimdi benim Tansel’i ya da sitesini eleştirmem ve ardından da beni ya da sitemi eleştirecek üç kişiye de pas vermem gerekiyor.

Tansel’in yazısını okur okumaz hemen altına yorum ekledim, “Tansel, işler yoğun zaten, n’aptın koçum sen ya..” falan dedim. Üstüne “Ya ben seni çok seviyorum, kıyamam da ama .. Nasıl becereceğim bilmem..” de dedim. Cevaben Tansel ” Acelesi yok Suat abicim. Yavaş yavaş girersin sonra bir bakmışsın tekme tokat dalıyorsun” şeklinde yüreklendirici bir mukabelede bulunsa da zor bir iş bu kritize, buna eminim..

Ucundan kıyısından başlayayım bakalım.

Continue Reading »

Popularity: 24% [?]

Kadın & Bilim & İslam Suat Öztürk on 13 Mart 2007

Değişen Dünyada Feminizm

[Not: Bu yazı daha önce üç bölüm halinde yayınladığım “İki Feminizm Arasında” başlıklı yazıların birleştirilmiş ve -sanki yeterice uzun değilmiş gibi- biraz daha genişletilmiş halidir. Okumaya niyetlenenlere duyurulur.]

***

Feminizm ve cinsel devrim kuşkusuz son 40 yılın en çok konuşulan konularından. Konunun Batı dünyası ile Türkiye’de tartışılma ekseni her ne kadar farklı da olsa ortak kökenden kaynaklanan bir mesele olduğu aşikar.

Ben bu yazıda bir Batılı müslüman entelektüelin Feminist akımdaki değişimleri irdeleyen makalesini (link için Bülent Bey’e teşekkürler) özetlemek ve değerlendirmek istiyorum.

Bahsettiğim entelektüel (A.Hakim Murad) Tim J. Winter. Winter 1960 doğumlu bir İngiliz. Çeyrek asır önce Kahire’de Arapça ve İslamî ilimler tahsili sırasında ihtida etmiş. (Müslüman olmuş.) Cambridge Üniversitesinde öğretim görevlisi olan Winter bir İslam uzmanı.

Winter daha önce de İslam, kadın ve feminizm üzerine “İslam, Irıgaray ve Cinsiyetin yeniden tanzimi” başlıklı uzun bir makale yayımlamıştı. [Bunun yanında başka makalelerinin de bulunduğu bir kitabı “Postmodern Dünyada Kıbleyi Bulmak” adıyla Türkçeye çevrildi.]

Çevirisine Karakalem’in Kasım-Aralık 2006 sayısında rastladığım “İki Feminizm Arasında” başlıklı bu makaleyi üç bölüme ayırabiliriz.

Birinci bölümde Winter “en insaflı ve rikkatli feminist yazarlardan” diye tanımladığı Germanie Greer’in 1999′da çıkan “The Whole Woman” adlı kitabını ele alarak batılı feminist söylemin otuz yıllık süre içinde sosyal ve bilimsel bağlamda nasıl değişme uğradığını gözler önüne seriyor. Winter 1970′lerdeki feminizmin, daha ziyade erkeklerin ve kadınların cinsiyet farklılıklarını sosyal bir inşa kabul eden anlayışın kırılmasına yönelik “eşitlik feminizmi” iken, 1990′lardaki feminizmin erkek-kadın farklılığının şekillenmesinde kadın ve erkek “tabiatının” çok önemli olduğu inancına dayanan ” farklılık feminizmi” olduğunu ileri sürüyor.

Continue Reading »

Popularity: 27% [?]

Düşünce Suat Öztürk on 11 Mart 2007

“Allah’ın Varlığı” üzerine..

Bugün pazar, gündemden uzaklaşalım biraz diyorum.

Birçok ortamda Allah’ın varlığı ile ilgili tartışmaların olduğunu görürsünüz. Argümanlar hemen hemen bellidir ve bunların önemli bir kısmı canlıların yapıları, evrenin düzeni ile ilgilidir. Materyalist taraf canlıların cansız maddelerden evrimleştiğini öne sürerek, var olan herşeyin madde olduğunu maddenin de ezeli olduğunu, tüm varlık aleminin maddenin etkileşimi ile meydana geldiğini bu sebeple de Yaratıcı diye bir şeyin olmadığını öne sürer. Teist taraf ise tam tersini.

Tezimin başka pek çok güçlü argümanı var. Bu çok derin konuyu bütün boyutları ile kısa bir yazıda işlemek mümkün değil. O yüzden ben burada evrim - tasarım - quantum - bigbang tartışmalarına ve/veya diğer teistik argümanlara hiç girmeden salt mantık kuralları bağlamında “Allah’ın varlığı” üzerine birşeyler yazmak istiyorum. Yazacaklarım Teizmin “kozmolojik argümanı” kapsamına giriyor.

Bilindiği gibi materyalistlerin en önemli iddiası şudur: “Canlılık da dahil, varolan herşey ezelî ve ebedî olan maddenin etkileşiminden meydana gelmiştir.”

Bu söylendiği anda ortaya şu can alıcı soru ortaya çıkar: “Madde ve ondan müteşekkil evren nereden meydana gelmiştir?” Buna “madde ezelîdir dedik ya” diye verilecek bir cevap, evrenin/maddenin izahat gerektiren bir varlık olması sorununu ortaya çıkartır ve bu yapılamadığında önerme ispatı mümkün olmayan bir önkabul haline gelir.

Continue Reading »

Popularity: 29% [?]

Ahh Benim Memleketim Suat Öztürk on 09 Mart 2007

Andıç kuşu kondu..

Nokta dergisi bir belge yayınlamış. Belge Kasım 2006 tarihini taşıyor. Belgeye göre Genelkurmay, basın-yayın organları ile gazetecileri ‘TSK yanlısı’ ve ‘TSK karşıtı’ olarak sınıflandırıyor. Silahlı Kuvvetler’i ilgilendiren haberlerin ‘olumlu’ ya da ‘olumsuz’ oluşuna göre gazetelere ‘artı’ ve ‘eksi’ notlar veriliyor.

Hatırlanacağı gibi 28 Şubat’ta Şemdin Sakık’ın ifadesi diye sızdırılan bir belgeye atıfta bulunan bir andıç düzenlenmiş ve bazı gazetecilere vatan haini iması yapılarak mağdur olmalarına neden olunmuştu.

Bazıları bu son skandalı 28 Şubat’taki andıç skandalı ile benzeştiriyor. Fakat bu olay farklı gözüküyor. Çünkü 28 Şubat’ta yapılan alenî bir iftira idi. Bu yapılan ise bir akreditasyon değerlendirmesi. Bunu da belirtmekte fayda var.

Her türlü akreditasyona karşıyım. Hele ki böyle hukuk dışı, keyfî, muğlak, standarta sahip olmayan, subjektif değerlendirmelerle yapılmış akreditasyona haydi haydi karşıyım.

Genelkurmay bunu yıllardır yapıyor ve anlaşılan o ki bundan vazgeçmeye niyetli de değil.

Continue Reading »

Popularity: 29% [?]

Güncel & Ahh Benim Memleketim Suat Öztürk on 07 Mart 2007

Evet, Tehlikenin Farkındayız!..

Epey direndim ama yok, dayanamadım; yazacağım.

Heryerde karşıma çıkıyor. TV seyretmediğim halde benim bile sağda solda gözüme çarpacak kadar sık yeralıyor reklam kuşaklarında.

Cumhuriyetin “Tehlikenin farkında mısınız?” reklamlarımdan sözediyorum. Bu reklam aslında yeni değil. Bilindiği gibi geçen yıl bu zamanlarda da yine aynı sloganla fakat daha belirsiz bir saldırganlık sergilemişlerdi.

Geçen yıl yayınlanan o reklamlarda siyah zemin üzerine, tersten, yeşil renkte, ilginç bir yazı karakteri ile “Tehlikenin farkında mısınız?” sorusu soruluyor ve resmin altına da “Cumhuriyetinize sahip çıkın” diyerek slogan tamamlayanıyordu. “Tehlikenin” ne olduğundan açıkça bahsedilmiyordu ama yazının karakteri ilk bakışta arap harflerinin yazılışını çağrıştırdığından kasdedilmek istenilenin ne olduğu açıktı.

Bu tarz bir gazetecilik anlayışı Cumhuriyet’in yıllardır yaptığı kemikleşmiş bir davranış.

Continue Reading »

Popularity: 28% [?]

Duyuru Suat Öztürk on 06 Mart 2007

“Tarihi Doğru Okumak”

Daha önce duyrusunu yaptığım “Derin Düşünce” sitesi grup üyelerinin yazılarını yayınlayıp tartışmalar yaptıkları amatör bir düşünce platformu.

Bildiğiniz gibi ben de ”Derin Düşünce Grup Platformu“nun yazarlarından birisiyim. Periyodik bir takvim dahilinde yayınlanıyor yazılar ve alfabetik sıralama gereği benim sıram bugün geldi.

Derin Düşünce için  ”Tarihi Doğru Okumak” başlığı ile tarih felsefesi bağlamında değerlendirilebilecek bir yazı yazdım.

Arzu edenler dostlar yazımı buradan okuyabilir.

Popularity: 22% [?]

Toplum & Ahh Benim Memleketim & Düşünce Suat Öztürk on 04 Mart 2007

Kültür Dayatımı ve Toplum

Metin Bey’in sitesinde toplum ve darbeler üzerine bir tartışma esnasında sol cenahın ünlü isimlerinden Mihri Belli’nin bazı sözlerine atıfta bulunmuştum.

Benimle aynı dünya görüşüne sahip olanların “Mihri Belli” deyince kulaklarını dikmeleri normal bir durum. Eh, pek de haksız sayılmazlar.

Konu aslında darbelerdi ama toplumların yapısını konuşurken doğal olarak konuşma son 150-200 yıldır toplumumuza tepeden inme biçimde dayatılan değişim projelerine gelip dayandı.

İlgili tartışmada Mihri Belli’nin “İnsanlar Tanıdım” adlı anılarından bir cümlesini alıntılamıştım, şimdi aynı eserinden bazı bölümleri aktarıp üzerine birşeyler söylemek istiyorum:

1928 yazında Latin harfleri kabul edildiğinde biz ailece Bulgaristan’da yazlıktaydık. Sofya yöresinde Gorna Bana’da. Birgün babam kente inmişti. Elinde Türk gazeteleri ile döndüğünde, “Gazeteler yazıyor” dedi. “Yeni harfler kabul edilmiş. Birkaç yıla kadar  Türkiye’de okuma yazma bilmeyen tek insan kalmayacak.” Heyecanlıydı. “Gel sana beş dakikada öğreteyim” dedi. Fransızca’dan Latin harflerinin yabancısı değildim. “Yaz adını” dedi. Yazdım. Bir iki cümle daha yazdırdı. Ufak tefek düzeltmeler yaptı. “İşte” dedi. “Öğrendin. Bu kadar kolay, millet ümmîlikten kurtuluyor artık.”

Continue Reading »

Popularity: 27% [?]

Güncel Suat Öztürk on 01 Mart 2007

Evren’den şaşırtan sözler..

Jazzetta‘dan Metin Ağabey “Absürdistan” diyor ülkemize. Gün geçmiyor ki bunun ne kadar doğru olduğu gösteren örnekler yaşanmasın.

İki gündür 12 Eylül’in mimarı Kenan Evren’in açıklamaları yayınlanıyor Sabah’ta. Ergun Babahan “Türkiye kafası karışık insanların ülkesidir. Dünün faşisti bugün karşınıza kökten demokrat olarak çıkabilir. Veya sosyalist diye birlikte yola çıktığınız insanların aslında ağır ırkçı olduğunu fark edebilirsiniz.” diyor ki gerçekten haklı.

Habere göre bakın Kenan Evren neler söylemiş:

Continue Reading »

Popularity: 27% [?]