Monthly Archive for "Nisan 2007"



Güncel & Toplum & Ahh Benim Memleketim Suat Öztürk on 20 Nisan 2007

Malatya Cinayeti..

Malatya’da korkunç bir cinayet işlendi. Bu süpriz mi? Kesinlikle değil.  Aşırı sağ/dinsel milliyetçilerle ulusalcıların kolkola vererek “aha ülke satılıyor, aha misyonerler cirit atıyor, aha yabancılar yerleşiyor,” tamtamlarının doğal sonucu. Eğitimsiz, işsiz, geleceğe dair umudu olmayan genç kitleler bu tür söylemlerden etkileniyor ve ortaya bu gibi korkunç olaylar çıkıyor.

Bu vahşi cinayetin ardında spesifik olarak sadece bu gibi olayları arıyor değilim. Ve ardında bambaşka hesaplar olduğunu, bu tetikçilerin dine, vatana hizmet ettiklerini sandıklarını ama aslında kukladan ibaret birer ahmak olduklarını düşünüyorum. Ama kitlelere sürekli böyle söylemeleri empoze ederseniz bu tip cinayetler için kullanılacak gönüllü tetikçi bulunmakta hiç zorlanılmaz.

İslam’ın savaş sırasında bile din adamlarına, masum  insanlara dokunmadığını bilemeyecek kadar İslam cahili müslümanlarımız, böyle bir cinayetin Türkiye’nin dışarıdaki görünüşünü çok kötü etkilediğini anlayamayacak kadar gerizekalı vatanseverimiz var maalesef.

Hem şu sıralar vaktim yok hem de aynı şeyleri yazmaktan usandım artık. Allah sonumuzu hayretsin..

Bekir Ağabey hislerime tercüman olmuş. Mutlaka okuyun derim.

Ve konu hakkında iki yazı daha:

Fehmi Koru: Lânetlemek yetmez…
Hüseyin Gülerce: Malatya içinde vurdular bizi..

 

Popularity: 2% [?]

Güncel & Ahh Benim Memleketim Suat Öztürk on 17 Nisan 2007

Kulaklarımı diktim, bekliyorum..

Aslında aklımda yazacak bir çok konu var. Birkaç yerde eşcinsellik ile alakalı tartışmalara girmiştim, o konudaki görüşlerimi toparlayacaktım. Bir başka sitede küresel ısınmayı hafife alan ve bunun artık bir rant haline getirildiğini savunan görüşler okudum ve karşı çıktım, bunlarla ilgili yazacaklarım vardı. Yine bir başka konu vardı aklımda: “Kötülük sorunu” ve “teodise”

Ama yazamıyorum. Yani sitemi bunlarla meşgul etmek ve gündemden kopmak istemiyorum.

Çünkü kulaklarım dikik vaziyette Ankara’ya, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kilitlenmiş durumdayım.

Kaç kişi bunun farkında bilmiyorum ama çok önemli günlerden geçiyoruz. Yakın tarihimize özellikle 60 sonrasına baktığımızda geçirdiğimiz günlerin gecikmiş bir “darbe öncesi ortamı” olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Bakmayın siz, yazılarımızda darbe ihtimaline dair küçümseyici ve alaycı söylemler kullanıyoruz/kullanıyorlar  ama bu ülkede 46 yıl önce seçilmiş Başbakan uyduruk bir yargılama ile asıldı, 10 yıl önce -yine seçilmiş- bir bakan -üstelik de bayan- yağlı kazığa oturtulmakla tehdit edildi.

Olanın bir kez daha olmaması için yeterli sebep yok. Bunu sadece paranoyak bir refleksle söylemiyorum elbette.

Continue Reading »

Popularity: 8% [?]

Güncel Suat Öztürk on 16 Nisan 2007

İlk aday belli oldu: Aliye Öztürk

Bugün Mustafa Akyol’un sitesinde gördüm. İlk resmi C.Başkanı adayımız belli olmuş: Aliye Öztürk. Akyol, “Aliye Öztürk hanımefendi Çankaya’ya çıkarsa, sanırım memleketimiz düzlüğe çıkar” diyor. Merak edip Aliye Hanım’ın sitesine baktım. Benim de aklıma yattı. Kampanyasını destekliyorum. Sitesini mutlaka inceleyin derim. (Bu da kısa bir tanıtım videosu )

Popularity: 6% [?]

Ahh Benim Memleketim Suat Öztürk on 14 Nisan 2007

Tandoğan’da Bir Yürüyüş..

SARIKIZ: Eski Kuvvet Komutanı Özden Örnek’in günlüklerinde geçen,  planlanan darbenin kod adı.

Popularity: 10% [?]

Güncel Suat Öztürk on 12 Nisan 2007

Erdoğan Cumhurbaşkanı olmalı mı?

[12 Nisan 2007 tarihinde Derin Düşünce sitesinde yayınlandı.]

Herhalde hiçbir dönemde siyasi konjektür bu C.Başkanlığı seçimleri öncesinde olduğu kadar karmaşık olmamıştır.  Hem iktidarın hem de muhalefetin birbirlerini vurmak için yeterli cephaneleri mevcut.

Bu konuda aslında bazı çevrelerin höykürmeleri hariç oldukça normal günler yaşıyoruz. Görülen o ki piyasalar Erdoğan’ın da başka göstereceği herhangi bir ismin de C.Başkanlığını satın almış durumda.

Şu bir gerçek ki gerek şartlar gerekse muhalefetin çığırtganlığı Erdoğan’ı Köşke çıkmaya zorluyor. Çünkü Erdoğan, köşke çıkmaması durumunda muhalefetin “bak işte çıkarttırmadık” vb söylemlerine muhatap olmak zorunda olacak. Bu durum İlk bakışta AKP’nin tabanına karşı bir mahcubiyeti ve genel seçmen kitlesi nezdinde Erdoğan’ın karizmayı çizdirmesi olarak görülse de Erdoğan bunu, gerek meydan performansı gerekse tecrübe ve liderliği ile tolere edebilir. Bu tolere edebilme gücü önemli oranda köşke kimi çıkartacağı ile de alakalı. Buna aşağıda değineceğim. Bu bakımdan Erdoğan muhalefete böyle bir koz vermemek amacıyla Çankaya’ya çıkmayı kesinlikle düşünmemeli.

Öte yandan merkez medyada  Erdoğanın Cumhurbaşkanlığına ilişkin olarak kabullenişi de aşmış,  yaygın bir destek görüyoruz. Bu desteği iyi okumak gerek. Zamanında “Muhtar bile olamaz” dedikleri Erdoğan’a verilen bu destek yüzlerde hoş bir demokratik tebessüm bıraksa da bunun ardında başka hesaplar olduğunu düşünmek için çok nedenimiz var.  Eğer Erdoğan C.Başkanı olursa hemen ardından AKP’ye yönelik, yıpratma amaçlı yeni yeni “kaset furyası” türü kampanyalar başlarsa hiç şaşırmayın derim.

Continue Reading »

Popularity: 12% [?]

& Duyuru Suat Öztürk on 11 Nisan 2007

Cumhurbaşkanımız Kim Olacak?

Derin Düşünce Grubu sitesinde “Cumhurbaşkanımız Kim Olacak?” konulu küçük bir fikir paylaşımı sayfası açıldı. Adayınızı ve çok kısaca nedenini/gerekçesini yazıp alta yorum olarak ekleyebiliyorsunuz. Doğru tahmin edenler arasından bir kişiye Derin Düşünce Grubundan süpriz bir hediye var.

Popularity: 10% [?]

Güncel & Ahh Benim Memleketim Suat Öztürk on 10 Nisan 2007

Yine Yeniden Demokrasi Alfabesi

 

Bu konuyu yazmak istemiyorum aslında. Nereye baksam aynı konu var çünkü; gazeteler, haber bültenleri, tartışma programları..

Ayrıca sıtkım sıyrılmış durumda, garip şeyler oluyor canım ülkemde; kendimi ifade etmem için birşeyler yazıp tepki göstermek beni tatmin etmiyor;  bu tepkime neden olanlardan birkaçını çiğ çiğ yesem bile yine de kendimi tam olarak ifade etmiş olur muyum emin değilim. Halet-i ruhiye anlaşıldı mı?

Ama adımız “yorum blogu” diye  çıktı artık; gündemin en çok tartışılan konusuna bulaşmadan olmaz.

Girişten de belli olacağı gibi hayli öfkeli bir yazı çıkabilir kalemimden. Sağa sola sıçrayacak çamurdan dolayı bîgünahlardan şimdiden özür dilerim.

Evet 11.Çankaya savaşları kıran kırana sürüyor. Savaşın iki cephesi var. Demokrasi yanlıları ile İttihatçı zihniyetli jakobenler.

Bir avuç oligark ensesine bindikleri milletin halim selimliğini pek bir sevmiş olacak ki bir türlü saltanatı bırakıp demokrasiye geçmeyi içlerine sindiremiyor.

Canhıraş bir çırpınış var. Hangi birisini saymalı bilmem?

Continue Reading »

Popularity: 12% [?]

Tarih & Kitap-Dergi Suat Öztürk on 09 Nisan 2007

Küller Altında Yakın Tarih

[ 8 Nisan 2007 tarihinde “Gelibolu’yu Anlamak” sitesinde yayınladı. ]

Yakın tarihin en yanlış bilindiği ülkelerden biri olduğumuz gerçek mi? Evet, maalesef. Sanırım bunun sebebi  E.Renan’ın “Millet nedir?”de “Tarihin yanlış yazılması, millet olmanın ayrılmaz bir parçasıdır” dediği paradigmada gizli. İmparatorluktan ulus devlete büzülen bir millete uydurulan elbise bu adeta.
 
“Tarihi doğru okumalıyız” deriz. “Nasıl?”ı konusunda çoğu kez çuvallasak da tarih okumanın  “ihtiyaç” olması hasebiyle bir biçimde tarih okuyoruz. Daha önce “Tarihi Doğru Okumak” başlıklı bir yazımda da değinmiştim;  mutlak nesnel bir tarih okuması tabiatı itibarı ile mümkün değil ama en azından bu nesnelliğe yakın bir noktayı yakalamaya çaba gösterebiliriz.

Continue Reading »

Popularity: 14% [?]

Teneffüs Suat Öztürk on 08 Nisan 2007

Cahit Koytak ile Wittgenstein’i anlamak..

Bazen eski dergilerimi karıştırırım. Türk Edebiyati’nın Ekim 2006 sayısı geçti elime bu sabah. Cahit Koytak’ı bilenler bilir. Çok beğendiğim, okurken beni alıp götüren  bir şairdir; filozof tarafı da yansır şiirlerine.

Odalar dolusu kitap / bunca basılı kağıt / akıl ve selüloz karışımı / hamurdan yoğrulmuş kafalarımız; mezarlarınıza kapanmış konuşuyorsunuz / vıdı vıdı konuşacaksınız  […]

Vıdı vıdı vıdı vıdı.. / Bunca sözü nereden buluyorsunuz? / ne kadar çok şey istiyorsunuz / ne kadar çok şey biliyorsunuz / mezar taşlarından, kitabelerden çok…

Ayıp, ayıp!… / Tanrı konuşmak için/ sizin susmanızı bekliyor.

gibi şiiri birbirininden enfes şiirler.

O zaman görmemiştim galiba. Koytak o sayıda  Wittgenstein’dan bahisle  “Viyanalı Ermişin İtirafları”  başlığı ile enfes bir şiir yazmış. Şiir diliyle Wittgenstein’ın dünyasına girmeye çalışıyor. Wittgenstein’ın dünyasına girebilmek? Bunu benim gibi sıradan insanlar için namümkün görürdüm, sebebini “Felsefî Soruşturmalar”ı okuyanlar bilir. Metin Bey “Tractatus’tan Felsefi Soruşturmalar’a attığı adımla beynimizi salatalık turşusuna çevirmiş olan büyük Wittgenstein Bey” diye bahsettiği zaman abarttığını düşünenler  olmuştur belki ama gerçekten bu ifade abartı değil.

Lakin, Koytak’ın  “Tractatus Logico Poeticus”  altbaşlıklı şiirini  okuyunca yanıldığımı anladım.  Koytak’ın açtığı kapıdan  Wittgenstein’ın dünyasına zorlanarak da olsa girmek mümkün. Bir şiirle mi? Evet; neden olmasın?

Buyrun; pazar keyfi - ya da ızdırabı-  niyetine şiirin bazı bölümlerini paylaşayım:

Continue Reading »

Popularity: 13% [?]

Toplum & Ahh Benim Memleketim & Düşünce Suat Öztürk on 06 Nisan 2007

Siyaset ve Popülizm

Genç Parti lideri Cem Uzan’ın TV reklarındaki sloganlarına mutlaka rastlamışsınızdır. Genç Parti lideri “ÖSS kalkacak”, “Mazot 1 YTL olacak”, “Her işsize 350 YTL maaş”, “Fındık 8 YTL olacak” gibi sloganlarla hayli erken başladığı bir seçim kampanyası yürütüyor. 

Bu sloganlar halk arasında konuşuluyor ve haliyle olumlu-olumsuz  tepki de gecikmiyor.

Mesela geçen gün posta kutuma bir mail geldi. Gönderen, bir siyasi partinin -yaşadığım şehirdeki- merkez ilçe başkanı. Cem Uzan’ın sloganlarına karşılık olarak seçim kampanyasının startını verdiklerini söylüyor. Sloganları ise şunlarmış: “Üç korner bir penaltı olacak”, “Hamilelik üç aya inecek”, “Sigara kanser yapmayacak”, “Mesai saatleri 10.30 - 12.00 ile 14.00-17.00 arası olacak” “Haftasonu tatili 3 güne çıkacak” vb..

Önce bu espriye  güldüm sonra da buna malzeme sağlayan siyasi anlayışı düşündüm.

Continue Reading »

Popularity: 17% [?]

& Blog Suat Öztürk on 03 Nisan 2007

Blogistanda Birinci Yıl..

Bugün aklıma geldi, merak edip baktım;  blogumu 18 Mart 2006′da açmışım, faal olarak yazmaya ise 31 Mart 2006′da başlamışım. Yani aşağı yukarı bir yıl olmuş blog yazmaya başlayalı.

“Blog” denen şeyin ne olduğunu hiç bilmiyordum. İnternete olan ilgim -işim hariç-  gazeteler, haber siteleri ve birkaç forumla sınırlıydı.

Herşey mustafaakyol.org ile tanışmamla başladı. Bu tanışıklığa ise bir TV programı vesile oldu. Darwinizm konusuna özel ilgim vardı, bir gün tevafuken açtığım televizyonda “Ceviz Kabuğu” programına takıldım kaldım. Benim yaşlarımda genç bir isim evrim konusunda oldukça iyi argümanlarla tartışıyordu. Adının Mustafa Akyol olduğunu öğrenip “Kimmiş bu Akyol?” derken Google’dan mustafaakyol.org a ulaştım. Oradaki makalelerin altında yorum yapmaya, tartışmalara girmeye başladım. Bu sırada  akyol.org  artan katılımlarla gitgide  kaliteli bir fikir paylaşım sitesi haline geldi. Halen de bu kalitesi artarak devam ediyor.

Yorum bölümünde bazı yorumcuların isminin üstüne tıklayınca  kişisel sayfalara ulaşılıyordu. “Yuhh bu nasıl cehalet!” diyebilirsiniz ama işte “blog”un ne olduğunu o zaman öğrendim.  (Meğer akyol.org da bir blogmuş :-)  Bu hizmeti veren siteler varmış ama ilk zaman yine de dikkatimi çekmedi bu blog işi.

Continue Reading »

Popularity: 21% [?]

& Blog Suat Öztürk on 01 Nisan 2007

Rss nedir?

Rss Her blog yazarı okunmak ister. Çok kişisel ve gizli  günlük tarzı olanlar ya da üyelik gibi sınırlı erişime açık olanlar hariç hemen tüm bloglar için geçerlidir bu. (”Ya ben kendim için yazıyorum kardeşim, okunması hiç önemli değil” laforizması tam bir “beyaz” palavradır.)

Okunmak ister çünkü,  yazılanlar okunduğu zaman anlam kazanır. Okunmak, takip edilmek, blog yazarına ”yazması” için en iyi motivasyonu sağlar.

Ve ifade edilen düşünceler yorumlarla tartışıldığı zaman değişik fikirler ortaya çıkar. İstenen de bu değil mi?

“Okunmayı” sağlayan en önemli şey hiç şüphesiz içerik.

Ama blog dünyası gün geçtikçe genişliyor. Haliyle ilgimizi çeken bloglar da her geçen gün artıyor. Bunları nasıl takip edeceğiz? Siteden siteye gezerken bilgisayar başında saatler akıp gidiyor değil mi?

İşte bu takibi kolaylaştıran müthiş bir sistem var. Adı: RSS.  ( Buradan sonrası Rss kullanMayanlar için yazılmıştır.:-)

Böyle anlattığıma bakmayın. Rss ile benim tanışmamın da sadece 4-5 aylık bir geçmişi var.

Continue Reading »

Popularity: 20% [?]