harcıalem birkaç söz..

Sessizlik

Hiçbir şey sebepsiz değil; buradaki sessizlik de öyle:

Süresi belirsiz bir ara ve dua istirhamı

June 17, 2009   Yorum

İsviçre Çakısı

Yıldıray Oğur’un “Mahalle Baskısı” AKP’yi kapatır mı?” başlıklı yazısını okuyunca geçenlerde Müstear Efendi ile yaptığımız kısa tartışma aklıma geldi.

Binnaz Toprak, son dönemde ulusalcı takılan ama aslen ‘profesyonel’ bir analist olan  Soner Çağaptay‘ın konuşmacı konuğu olabiliyorsa, haklılığıma olan inancım artmasın da ne yapsın?

June 8, 2009   Yorum

‘Felat’ın Hikayesi’

Hasan Cemal’in Kürtler adlı kitabını, yayınlandığı yıl tatile çıkarken almış ve iki gecede okumuştum. Daha okumaya başlar başlamaz tatilim zehir olmuştu, çünkü  meşhur Diyarbakır Askeri Cezaevinde olanları ilk ağızdan anlatan “İşkence” adlı bir bölümle başlıyordu.  Kelimenin tam anlamıyla dehşet verici idi anlatılanlar.

Geçenlerde Seviyesiz Siyaset,(*)  işte o kitabın işkence bölümünde, Felat Cemiloğlu’nun Hasan Cemal’e anlattıklarını dizi halinde yayınladı. [Linkleri şunlar: Felat'ın Hikayesi - 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 (Son)]

Ben Kürt değilim, Batı’da doğdum, büyüdüm, okudum, yaşıyorum. Ülke meselerine olan farkındalığım uzun zaman önceye dayansa da Kürt meselesine hep bir miktar ‘öteki’ açısıyla baktım, belki kaçınılmazdı da bu, nihayetinde Kürt değilim, dışardayım, onların yaşadıklarını yaşamadım çünkü. Anlasam, anlamaya çalışsam da yaşayanınki gibi olmaz haliyle.

Kıyas ne kadar doğru bilemem ama mesela aynı şey başörtüsü mevzuunda da geçerli olabilir. Bu yakıcı mağduriyete ne kadar üzülsem de asla eğitim hakkı elinden alınmış, okul kapısında ağlayarak bekleşen kızların hissettiklerini hissedemem. Bunun gibi.

Felat’ın hikayesi benim dar anlamda Kürt sorununa geniş anlamda ‘bu ülke’ye ve ‘insan’a dair bakışımda çok önemli bir mihenk taşıdır. Devlet eliyle bir bataklığın yaratılmasının çok acılı bir hikayesidir Diyarbakır Cezaevinde yaşananlar. Etrafımdaki, “bu Kürtler de çok oluyor canıım” diyenlerden kime bu kitabın ilgili bölümünü okuttuysam altüst olmuş ve fikirleri kesinlikle değişmiştir.

PKK terörünün gayr-i meşru olması, nihayetinde bu terörün bir sonuç olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bir bataklık yaratır ve sürekli çeşitli saiklerle beslerseniz bunun bir takım doğal sonuçları olur. Bataklığı kurutmadıkça da bu ’sonuç’la yapılan mücadele yetersiz kalmaya devam eder. Türkiye’nin PKK ile olan uzun soluklu mücadelesi ve gelinen (yani gelinemeyen) mesafe bunun güzel bir ispatı.

Anlamak, farkındalığı arttırmak için Felat’ın hikayesi mutlaka ama mutlaka okunmalı. Çözüm yolu tam da oradan geçiyor.

(*) Bu arada; Seviyesiz Siyaset kendi yerine taşındı. Takip edilesi, güzel bir blog. Aynı biçimde iki blog tavsiyesi daha yapayım; Martaval ve Kenar.  (Sizi gidi  ‘üretim hataları’, ‘mutantlar’ sizi.. Sürekli çoğalıyorlar!)

June 6, 2009   Yorum

FriendFeed nimetinden yararlanın

Şurada, FriendFeed’den bahsedeceğimi söylemiştim, kısaca yazayım.

FriendFeed çok yeni ama hızla gelişen, mükemmel bir paylaşım ve görüş alışverişi platformu. Hatta -kendi adıma- blogdaki rehavetin bir sebebi de FriendFeed diyebilirim. Çünkü FF’de kişiler, birbirlerinin paylaştıklarını tek bir sayfadan görebiliyor, her girdinin altına yorum yapıp düşüncelerini belirtebiliyor ya da tartışabiliyorlar. (Blogculuk zamanla belki de o tip platformlara doğru evrilecek, kim bilir?)

Yani mevcut, takip ettiğiniz sitelerde konuştuğunuz kişilerle ve/veya başkalarıyla, FriendFeed’de küçük, spontane (veya bilinçli de kurabilirsiniz, çünkü grup kurma imkânı da var) bir komün oluşturup dikkatinizi çeken yazılar üzerine pratik bir biçimde sohbet etmeniz mümkün. (Kelime aldatmasın, chat değil, yorumlar vasıtasıyla sohbetten sözediyorum.)

Şimdiden kendiliğinden dar bir grubumuz oluştu orada, gündem başta olmak üzere her konuda paylaşımda bulunuyor, konular üzerine laklak yapıyoruz. Buralara uğrayan dostları da aramıza bekleriz.   Kullanım, blog/yorum kavramına aşina olanlar için hiç zor değil; yapmanız gereken şey çok basit; FriendFeed’e üye olmak ve bildiğiniz bir FF’ciyi takip ettiklerinize eklemek. Paylaştıkları, takip ettikleri, onu takip edenler, onların paylaştıkları, yorumları, beğendikleri, sizin paylaştıklarınız derken gerisi kendiliğinden gelecektir.

Yalnız bir tavsiye, takip ettiğiniz kişi sayısı çoğaldıkça takibiniz de zorlaşacaktır. Bu yüzden takip ettiklerinizi ilgi alanlarına göre kategorilere bölerek ‘listeler’ oluşturmalısınız. Böylece, mesela politik konularda paylaşımda bulunan arkadaşlarınızı tek sayfada görebilir, yorumlarını okuyabilir, tartışmalara katılabilirsiniz.

Daha detaylı bilgiyi buradan alabilirsiniz. FF’nin nimetlerinden yararlanın derim.

June 6, 2009   Yorum

Yeni bir altblog: İktibas

Zaman zaman, okuduğum metinlerde dikkatimi çeken bazı kısımları paylaşmak istediğim oluyordu, bu yüzden sadece alıntılardan oluşan, İktibas adlı yeni bir alt blog oluşturdum. Adresi şu: www.iktibas.dusunceler.org [RSS] Şimdilik beş alıntı var, zamanla artacaktır. (İnşallah)

Böylece ‘dusunceler.org’ ve ona baglı iki site ile beraber blog sayım üçe çıkmış oldu. Yani;

Ana site: www.dusunceler.org
Kişisel lakırdılar: www.blog.dusunceler.org
Alıntılar: www.iktibas.dusunceler.org

Bu üç sitenin güncellemeleriyle,  başkaca yerlerde rastladığım ve dikkatimi çeken yazıların linklerini tek bir sayfadan, Friendfeed vasıtasıyla takip etmeniz ve üzerlerine yorum yaparak birşeyler söylemeniz mümkün. FriendFeed adresim de şu: www.friendfeed.com/dusunceler

["FriendFeed nedir, ne işe yarar?" sorusunun kaba bir cevabı için buraya, daha detaylı bir cevap için buraya bakabilirsiniz. FriendFeed çok yeni ama hızla gelişen, mükemmel bir paylaşım ve görüş alışverişi platformu. Bu konuda -elim değerse- birkaç gün içinde bir yazı yazıp, faydalarını anlatarak dostların FF'ci olmalarını teşvik etmeye niyetim var. Bakalım.]

June 2, 2009   15 Yorum

Baskı ve ayrımcılık

Bahçeşehir Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yılmaz Esmer başkanlığında 34 ilde 1.715 kişi üzerinde  ‘toplumsal baskı’ da dahil çeşitli konularda soruların sorulduğu bir araştırma yapılmış. Sonuçlar bana (bazı çelişkiler hariç)  fazla ilginç gelmedi, yani bilinmeyen/tahmin edilmeyen yeni bir bulgu ya da yönelim yok.

Yılmaz Esmer’in araştırmasının sonuçları bir süre önce Binnaz Toprak’ın yaptığı ve epey gürültü kopartan araştırma ile çelişiyor. Çelişmesi de normal çünkü Toprak’ın araştırması genel bir  çalışma değil, baskı görmesi muhtemel gruplardan seçilmiş deneklere “baskı görüyor musunuz?” sorusunun sorulmasından ibaret bir kesit çalışmasıydı. Bu yüzden de hatalı ve bilinen araştırma biçimlerine uygun değildi. Toprak’ın araştırması ve mahalle baskısı üzerine düşüncelerimi daha önce yazmıştım, buradan okunabilir.

Yılmaz Esmer’in araştırması ise dediğim gibi beklentilerle ve başkaca araştırmalarla paralellik arzediyor. [Devamını oku →]

May 31, 2009   9 Yorum

Çakallık halleri

Yalan haber çetelesi tutmuşlar, Doğan Grubu her zaman olduğu gibi açık ara öndeymiş. [via]

Doğan Grubu kısmı malum, bilinmeyen birşey değil. Ama  haberde başka bir ilginçlik var; bu sıradan görünen çetelenin sunuluş biçimi,  yalan/tekzip/düzeltme konulu bir haberde bile nasıl sinsilik yapılabileceğini göstermiş. [Devamını oku →]

May 29, 2009   2 Yorum

Kafalar karışık

Suriye sınırındaki mayınların temizliği tartışmaları devam ediyor. Kimin neyi niçin savunduğunun karıştığını îma etmiş Taraf. Olabilir, çünkü ortada müphem birşeyler var ve konu hakkındaki bilgimiz son derece az.

Başbakan’ın sözlerine yönelik olumlu-olumsuz tepkileri mayın temizleme ve araziyi kiraya verme konusundaki şüphelerden bağımsız olarak değerlendirmek gerek bana göre. Başbakan’ın doğru şeyler söylüyor olması ve bu söylemi destekliyor olmak, mayın temizleme konusunda hükümetin yol haritasını da otomatik olarak desteklemek anlamına gelmez. [Devamını oku →]

May 28, 2009   8 Yorum

Bir daha asla!

Bundan 49 yıl önce; mutlu bir azınlık olma ayrıcalığını kaybedeceğini anlayan ‘asker ve sivil bürokratik elit’ omuz omuza verip “Yeter söz milletindir” diyerek iktidara gelen Türkiye’nin ilk seçilmiş hükümetini silah zoruyla devirdiler.   [Devamını oku →]

May 27, 2009   3 Yorum

Mayınlar

Suriye sınırındaki mayınların temizlenme konusu epeyce karışık gibi. Şu linkteki bilgiler doğru ise temizleme karşılığında 40+ yıllığına kiraya vermek akıl işi değil. Ayrıca Altan’ın  “bir ülke, komşu ülkeyle arasındaki geniş bir araziyi, o komşunun “düşmanı” olan bir başka ülkenin denetimine vermek istiyor.” cümlesiyle belirttiği çekince de son derece haklı bir çekince.

[Bu arada,  hemen her referansa "doğru ise" şerhi koymaya başladık; 'bilgiye ulaşmadaki zorluk', netin gelişimi ile birlikte 'bilgiyi ayıklamada zorluk' gibi bir olguya dönüştü artık.]

May 24, 2009   8 Yorum